Naklederler ki, on sene canı «sîkbac» denilen ekşi bir aş yemek istediği halde yememiş. Bayram gecesi nefsi kendisine :
- Ne olur, bayramlık olmak üzere yarın bana bir sîkbac aşı versen, dedi. Zunnun :
- Ey nefs! Eğer bu gece bana yardım eder de iki rekatta namazda Kur'an'ı hatmedersem, yarın sana sîkbac aşı veririm, yersin, dedim . Nefs de buna razı oldu. Ertesi gün bayram namazından çıktıklarında sîkbac aşı getirdiler. Şeyh ağzına götürmek üzere bir lokma aldı, ama geri çevirip tekrar tabağa koydu ve namaza durdu. Daha sonra hizmetçi :
- Ya şeyh! Bu ne haldir, diye sorunca :
- Lokmayı aldığım an nefs bana : En sonunda maksadıma ulaş-tım, dedi. Ben de : Hayır ulaşamadın, dedim ve lokmayı geri koydum, dedi. Derler ki, aynı anda birisi, Sîkbac aşı ile içeri girip yemeği şeyhin önüne koydu ve :
- Ey Şeyh! Ben aile sahibi hammal bir kişiyim. Bir müddetten beri ailem benden sîkbac aşı istediği halde; bu arzulanın yerine getirmek elimden gelmiyordu. Derken nihayet bayram akşamı, yani dün gece Sîkbac aşı yaptık. Bugün bir ara uyudum. Rüyamda Peygamberi (a.s.) gördüm. Bana :
- Yarın, kıyamet günü beni görmek ister misin?, dedi.
- Evet isterim ya Resulallah, dedim.
- Şu halde bu sîkbac kazanını al, doğru Zunnun' a götür, benden selam söyle ve :
- Allah Resülü Muhammed, şefaat ediyor, şundan bir kaç lokma al ve nefsinle sulh yap, de, dedi. Bunun üzerine Zunnun ağladı ve emrinin başımın üstünde yeri var, dedi.