Eجmel حifa

Eجmel حifa
@ecmelhifa
‎اَكَرْنَه خَواهِى دَادْ نَه دَادِى خَواهْ eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi. RNK-Mektubat ●kanala abone olmayı unutmayınız..☁
"Ateş gül bahçesine dönüşmüyor, muhatabı İbrahim olmayınca.." 🍂
Edebiyat
Reklam
Yürürsen yakındır, bakarsan uzak. İbrahim Tenekeci
1000Kitap
Zunnûn Mısrî Bahsi
Naklederler ki, on sene canı «sîkbac» denilen ekşi bir aş yemek istediği halde yememiş. Bayram gecesi nefsi kendisine : - Ne olur, bayramlık olmak üzere yarın bana bir sîkbac aşı versen, dedi. Zunnun : - Ey nefs! Eğer bu gece bana yardım eder de iki rekatta na­mazda Kur'an'ı hatmedersem, yarın sana sîkbac aşı veririm, yersin, dedim . Nefs de buna razı oldu. Ertesi gün bayram namazından çık­tıklarında sîkbac aşı getirdiler. Şeyh ağzına götürmek üzere bir lok­ma aldı, ama geri çevirip tekrar tabağa koydu ve namaza durdu. Da­ha sonra hizmetçi : - Ya şeyh! Bu ne haldir, diye sorunca : - Lokmayı aldığım an nefs bana : En sonunda maksadıma ulaş-tım, dedi. Ben de : Hayır ulaşamadın, dedim ve lokmayı geri koydum, dedi. Derler ki, aynı anda birisi, Sîkbac aşı ile içeri girip ye­meği şeyhin önüne koydu ve : - Ey Şeyh! Ben aile sahibi hammal bir kişiyim. Bir müddetten beri ailem benden sîkbac aşı istediği halde; bu arzulanın yerine ge­tirmek elimden gelmiyordu. Derken nihayet bayram akşamı, yani dün gece Sîkbac aşı yaptık. Bugün bir ara uyudum. Rüyamda Pey­gamberi (a.s.) gördüm. Bana : - Yarın, kıyamet günü beni görmek ister misin?, dedi. - Evet isterim ya Resulallah, dedim. - Şu halde bu sîkbac kazanını al, doğru Zunnun' a götür, benden selam söyle ve : - Allah Resülü Muhammed, şefaat ediyor, şundan bir kaç lok­ma al ve nefsinle sulh yap, de, dedi. Bunun üzerine Zunnun ağladı ve emrinin başımın üstünde yeri var, dedi.
Sayfa 183·Kitabı okudu
Din
Tanzimat dediler; memleketin temel bünyesini, temel nizamını tahrip ettiler. Islahat dediler; baştan aşağı bütün milli düzeni ifsâd ettiler. Meşrutiyet dediler; istibdat çetesi kurdular. Laiklik dediler; din ve vicdan hürriyetini en ağır zincirlerle bağladılar. Demokrasi dediler; en koyu diktatörlük idaresi tatbik ettiler. Medeniyet dediler; vahşet ve rezalet getirdiler.
OKUYUNUZ!
-Camilerde mihrabların etrafındaki mum şamdanlarının üstünde yazılı "Maşaallah" yazılarını kazımışlardı. Abideler, çeşmeler üzerindeki ayet-i kerime yazılı mermerler parçalanmıştı. - Harbiye nezaretinin(şimdiki üniversitenin) kapısındaki Fetih ayet-i kerimesi yazılı Cihan-değer kıymeti hâiz nefis levha üzerine siyah ve kızıl bir taş perde çekilmişti. - Camilerde Hulefa-yi Râşidin isimlerini hâvi levhalar indirilmiş, şuraya buraya atılmıştı. Sanki müthiş bir yangın ortalığı kaplamış, sanki bir işgal ordusu memleketi istila etmiş gibi Kur'an lisan-ı ile yazılı ne varsa, hep kırılıyor, parçalanıyordu. Âsâr-ı atika (eski eserler ) diye bile bırakılmıyordu. - Ayasofya Camii'ndeki muazzam ve muhteşem lafza-i Celâl, Hz. Muhammed ve Hulefa-yi Raşidin levhaları yerlerinden sökülmüş, indirilmiş. Bizans putları meydana çıkarılmış ve bu putlara çeki düzen verilmişti. Muhteşem levhaları yok etmek, parçalamak için meçhul semtlere götürmek istemişler de kapılardan çıkarmak mümkün olmadığı için bu cinayeti irtikaba yol bulamamışlar, Cihan-değer kıymette olan nadide eserleri, toz toprak içinde mahvolmak için bir kenara atmışlardı. -Ayasofya'nın minareleri de yıktırılıyordu. Fakat mâbet binasına zarar getireceği için bu şenâati irtikâba yol bulamadılar. - Birçok camiler camilikten çıkarılmış, hangar hâline getirilmiş, ahır olmuş, Yahudilere, Ermenilere satılarak şarap deposu yapılmıştı.