Time gazetesi 1932 yılında, “Yüzyıl önceki Time”
başlığı altında 26 Nisan 1832 tarihli nüshasını özel
haber yaparak, İngilizlerin ağzından onlara kendi
kadınlarını nasıl sattıklarını hatırlattı. Gazeteye göre
İngilizler o tarihlerde eşlerini, boyunlarına bir tasma
takarak pazara götürüp satma hakkına sahipti. Kadını
satmanın şartı ise, ücretin 2 şilinden az olmaması
ve boyna asılan tasmanın yeni olmasıydı. İngilizler, gazetedeki, insanlığın yüzünü kızartacak, akla hayret
verecek cinsteki anlatımlarda, eşlerini hayvan pazarlarında
nasıl sattıklarını itiraf eder. 1824 yılında bir
kadın tasmasıyla pazara götürülür, 10 şilin üzerinden
pazarlık yapılır, toplam paradan 1 şilinin de memura
verileceği kararlaştırılır. Sonra o pazarda canlı varlıkların
satışının kanunsuz olduğu memurun aklına gelir
ve kadın, meramına ulaşamayan kocasıyla birlikte bir
hayvan pazarına nakledilir ve orada satılır.6
1931 yılında bir İngiliz, yürürlükte olduğunu zannettiği
‘kocanın eşini tasmalayıp satması’ kanununa
istinaden, hanımını 500 cüneyhe satar. Mahkemelik
olunca da avukatı kendisini şu ifadelerle müdâfaa
eder: “100 yıl önceki İngiliz kanunu kocaya, kadının
rızası olması ve ücretin malum miktara ulaşması durumunda
satış hakkını veriyor.” Mahkeme ise kadının
satışına onay veren kanunun, 1805 tarihindeki bir
başka kanunla kaldırıldığını söyler ve hanımını satan
adama 10 ay hapis cezası verir.7
Kadına hayvandan daha aşağı muamelelerde bulunup,
onu aşağılayan Batı, gaddarın masum ve mazlumları
suçlaması gibi, onun kahredici kadın planını
tanımayan her cemiyet yapısını, kadın haklarını gasp