Matt Haig'in Gece Yarısı Kütüphanesi, “ya şöyle olsaydı?” diye düşünüp durduğumuz tüm ihtimalleri tek tek raflara dizen bir kitap.
Nora’nın hayatlar arasında gidip gelişi, pişmanlıklarla dolu zihnimizi yakalıyor ama bunu sert bir yerden değil; anlayan, sakin ve umutlu bir dille yapıyor. Kitap, mutsuzluğu inkâr etmiyor ama onunla yaşamanın, hatta ondan geçmenin yollarını fısıldıyor.
Bazen çok basit, bazen fazla “teselli” gibi bulunabilir; ama doğru zamanda okunduğunda insanın omzuna usulca dokunuyor.
Her hayatın kusurlu olduğunu, ama yine de yaşamaya değer olduğunu hatırlatan bir ara durak gibi.
Hayatla arana mesafe girdiğinde, nefes almak için açılacak kitaplardan biri.