“Zamanıdır kırık bakışlara sorumluluk yüklemenin. Odalarına saklıyorsun gökyüzünden ödünç aldığın alevleri. Anılarına sayıyorsun çalıntı sevdaların kararsız bereketini. Kimyanı avucunda taşıyorsun yalan değil bunlar. Güneşi ardına almış bedenin. Şeffafmışsın, için pırıl pırıl; bunu ben görüyorum. Buna ben göz yumuyorum. Matlaşıyorsun. Sesimi düşürüp yere, inanmanı bekliyorum. Dayadıkça başını kıyametin inançsız kahkahasına, zamanın zehir zemberek boşalıyor gözlerine. Bedenin güneşe küstah bir yolculukta; belki de yalan bunlar.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bir şeylerin üzücü gelmesi için özel bir çaba harcamadım oysa. Özel ve genel çabalar arasındaki farkı da pek düşünmedim zaten. Sadece ayaklarımın altından kendi yağmurum aksın, diye dimdik durmaya çalıştım. Kendi gökkuşağım olabilir miydi başka türlü?”
“Kendime döndüm. Yo, yanlış anlama. Bilirim kötücül sonuçlar çıkarırsın böylesi sözden. Kaçış değil oysa bu; sadece bir kendine dönüş. Çağrılmadan. İçine misafir olmak. İstenip istenmediğini sorgulamadan. Ne o? Gülmeye mi başladın? Haklısın, hep bunu yapmak istediğini söylerdin bana ve ben önce davrandım. Sen her şeyi yeniden yazacak kadar cesursun, yine başarırsın nasıl olsa... Oysa ben... Beni bilirsin: monolog, ada, çöl...”