Karşımda iki yol var.
Görünüşleri birbirine bir o kadar zıt olan iki yol. Biri diğerine göre o kadar zor, o kadar karamsar duruyor ki ordan ilerlesem nefesim kesilecekmiş gibi. Sanki tercihim o yoldan yana olursa herşey sona erecek, birşeyler yarım kalacak gibi.
Ama bi yandan da içimde doğru yol olduğuna dair hisler var. Sanki biri bana diğer yolun güzelliğine, kolaylığına aldanma der gibi fısıltılar var zihnimde.
Fakat o yolda ilerleyecek kadar güç var mı, bedenimde; zihnimde.
O karamsarlığın sadece bir yanılsama olduğunu kendime kanıtlayacak kadar inanıyor muyum kendime?
Belki evet, belki hayır.
Peki ben bu sorunun cevabını öğrenmek istiyor muyum?
Yaşamak için sebep mi lazım? Sebepsiz yere de yaşayamaz mı insan. Öylesine, amaçsız. Birşeyleri başarma derdi olmadan çok mu boş hayat? Tıpkı o şeyi elde ettikten sonra ki zamanda alışkanlığın getirdiği boşluk gibi?
~
Amaçsız hayat mı geçer? Ölmek için yaşadığını kabul etmek olmaz mı bu? Ölmek için yaşarsan, yaşamanın ne anlamı kalır o zaman. Yaşam kalır mi geriye, ölüme giden yoldan ne farkı kalır.
Πİki zıt düşünce yapısıΠ