KIRLANGIÇ
Onca karmaşanın arasında,
En kolayı ve en ihtişamlısıydı;
Tanrı’nın mükemmelliği ile bezenmiş güzelliğine şiirler yazmak.
Kainattaki tüm kelimeler yakışırdı sana,
Ama hepsi eksik, yarım kalırdı yanında.
Sana benzetme bulmak belki de en kolay işimin tek imkansız tarafı.
Sevmek…
Sevmek ne kadar da güzeldi seni.
Her gün sana imrenerek bakmak.
Yürüdükçe kaybolduğum,
Baktıkça zihnimi bertaraf eden;
Yüzün,
Ruhunun,
Bedenin.
Anlam vermek bu kadar zor muydu?
Hep iç geçirmek,
Dizlerinin dibinde dövünmek.
Nereden çıktın karşıma?
Kaybolmuşken yüzlerce insan içinde.
Herkesten farklı, deli yanın,
Yüreğime bıraktığın dermansız sancın.
Canım her yandığında,
Daha da iniyor derine.
Söküp atmak her gün biraz daha zor geliyor.
Başaracak mıyım, seni tek başına bırakmayı?
Öylesine sonsuz ve hayret vericiyken aşkın,
Aklımdan dahi geçmedi yalnızlığın.
Kalbimin kapıları her daim açık,
Yolu çok belirgin,
Christy Brown SOL AYAĞIM
''Bütün mücadelem boyunca, diğer insanlarla iletişim kurma olayında konuşmak her zaman en büyük engelim olmuştur. sakatlığımın bana en fazla acı veren yanını oluşturmuştur.''
Sol Ayağım, Christy Brown tarafından yazılan yarı otobiyografik kitap...
1932 yılında Dublin'de hayata gözlerini açan Christy Brown aynı zamanda ressam, şairdir. yirmi iki çocuklu bir ailenin hayatta kalabilen on üç çocuğundan ortanca olanıdır.
doğuştan beyin felci ile dünyaya gelen, başkalarının yardımı olmaksızın yemek dahil hiçbir ihtiyacını karşılayamayan yazar bu konu ile ilgili yaşadığı acizliklerini, insanların kendisine nasıl baktıklarını, insanların acıma hissi karşısında duyduğu kendi hissini, okuyucuyu da hislendirecek şekilde ifade etmiştir.
Yaşamının başlarında doktorlar Christy Brown'un zihinsel olarak da engelli olduğunu düşünmüş, daha da ileri giderek akraba çevresi ''kendi iyiliğin için,'' dediler ona; ''diğerlerine bakacağın gibi bu çocuğa bakma, sonunda sadece senin kalbin kırılır.'' demişler ancak annesi bu duruma inanmayarak oğlunun önce aile içinde sonra kilise okullardaki eğitimi ve aldığı terapi süreçlerinde öncüsü ve yardımcısı olmuştur.
''Annem gittikçe içimde büyüyen acılar olduğunu biliyordu, büyüdükçe yaşamdaki yerimi daha çok hisseder olduğumu anlıyordu, bu gerçeği az da olsa yumuşatmaya, kendi gücünü ve heyecanını bana vermeye çalışıyordu, bütün bunlar onun inandığı gibi sadece yalnız olmadığımı göstermekten ibaretti. O benim için bir anneden daha fazlasıydı; o savaşta birlikte savaştığım bir dostum gibiydi.''
''Benim için en büyük şans ki, annem ve babam onların çoğuna karşı koydular. bunun yanında annem sadece benim geri zekalı olmadığımı söylemekle yetinmiyordu, bunu kanıtlamak da istiyordu. bu duyguyu şiddetli sorumluluk duygusundan değil,