Karşı gelmek için kişinin yalnız kalmaya ,hata yapmaya ve günah işlemeye cesareti olmalıdır .Ama cesaret yeterli değildir .Cesaret yeteneği ,kişinin gelişmişlik duruma bağlıdır .
Evlendiğimde işler yoluna girecek ya da üniversiteden mezun olduğumda her şey düzelecek ya da yeni bir işe girdiğimde sorun kalmayacak gibi düşüncelerle avuttuklarını görürüz .Gerçekten de pek çok insan mutsuzluk ,sıkıntı ya da amaçsızlık gibi hislere otamatik tepkiler vererek gelecekte beni bekleyen ne tür güzellikler var sorusuyla zihinlerini içinde bulundukları andan uzaklaştırmaya çalışıyor .Bu durum da geleceğe dair umut aslında şimdiki zamanı öldürüyor .
İnsanın ahlaki yargılama gücü ,çiceklerin güneşe dönmesi kadar doğal bir şekilde ortaya çıkmaz.Aksine tıpkı özgürlük ve benlik bilinci gibi ahlaki farkındalık da ancak içsel çatışma ve endişe pahasına kazanılır .
Dinsel ya bilimsel gerçekliğe dair katı bir görüşe sahip olanlar ,daha dogmatik bir hal alarak hayret etme /hayran olma kapasitelerini yitirirler;kendi özgürlüklerinden vazgeçmeden atalarının bilginliğini edinen kimselerde hayretin /hayranlığın onlara keyif verdiğini ve hayatın anlamına dair görüşlerini sağlamlaştırdığını görürler .
Yalnız kalma korkusunun temelinde kendimize dair farkındalığımızı yitirme endişesi vardır .İnsanlar uzun süre boyunca etraflarında konuşacak kimse yahut ses çıkaran bir radyo olmaksızın yalnız kaldıklarında boşlukta hissetmekten ,sınırlarını yitirmekten ve kendilerine yön vermelerini sağlayacak hiçbir şey bulamamaktan korkarlar.