İnsanlar birer birer kör olurken, asıl körlüğün gözde değil vicdanda olduğunu anlatan çarpıcı bir roman.
Saramago’nun dili alışılmışın dışında, ama hikâyeye girdikçe o ritme kolayca uyum sağlıyorsunuz.
Bu kitap, insan doğasının en karanlık ve en çıplak hâlini gözler önüne seriyor.
Bazı sayfalarda ürperiyorsunuz, bazı yerlerde insanlığın ne kadar ince bir çizgide durduğunu fark ediyorsunuz.
Okuması kolay değil ama etkisi uzun süren bir kitap.
Mutlaka okunmalı, sindirilerek ve sorgulanarak.
Bazı kitaplar vardır, okurken sadece bilgi vermez; aynaya bakıyormuşsun gibi hissettirir. Kalk Bi Dopamin Demle tam olarak böyle bir kitaptı benim için.
Günlük yaşamımızda yaşadığımız pek çok olayı o kadar tanıdık ve samimi bir dille anlatıyor ki, okurken sürekli “Ben de böyleyim” dedim. Yazarın dili sade, içten ve mizahi… Karmaşık bilimsel terimlere boğmadan, dopamin gibi önemli bir konuyu herkesin anlayabileceği şekilde açıklamış.
Kitabı okurken kendimden birçok iz buldum. Kimi zaman düşündürdü, kimi zaman gülümsetti ama en önemlisi fark ettirdi. Özellikle günümüzün hızlı ve dopamin yüklü yaşantısında durup bir nefes almak gerektiğini hatırlattı bana.
Kimlere öneririm? Kendine bir mola vermek isteyenlere, gündelik hayatında küçük ama etkili farkındalıklar arayanlara ve tabii ki bir çay/kahve eşliğinde gülümseyerek okuyacak bir şeyler arayan herkese…