İnsanlar birer birer kör olurken, asıl körlüğün gözde değil vicdanda olduğunu anlatan çarpıcı bir roman.
Saramago’nun dili alışılmışın dışında, ama hikâyeye girdikçe o ritme kolayca uyum sağlıyorsunuz.
Bu kitap, insan doğasının en karanlık ve en çıplak hâlini gözler önüne seriyor.
Bazı sayfalarda ürperiyorsunuz, bazı yerlerde insanlığın ne kadar ince bir çizgide durduğunu fark ediyorsunuz.
Okuması kolay değil ama etkisi uzun süren bir kitap.
Mutlaka okunmalı, sindirilerek ve sorgulanarak.
Bazı kitaplar vardır, okurken sadece bilgi vermez; aynaya bakıyormuşsun gibi hissettirir. Kalk Bi Dopamin Demle tam olarak böyle bir kitaptı benim için.
Günlük yaşamımızda yaşadığımız pek çok olayı o kadar tanıdık ve samimi bir dille anlatıyor ki, okurken sürekli “Ben de böyleyim” dedim. Yazarın dili sade, içten ve mizahi… Karmaşık bilimsel terimlere boğmadan, dopamin gibi önemli bir konuyu herkesin anlayabileceği şekilde açıklamış.
Kitabı okurken kendimden birçok iz buldum. Kimi zaman düşündürdü, kimi zaman gülümsetti ama en önemlisi fark ettirdi. Özellikle günümüzün hızlı ve dopamin yüklü yaşantısında durup bir nefes almak gerektiğini hatırlattı bana.
Kimlere öneririm? Kendine bir mola vermek isteyenlere, gündelik hayatında küçük ama etkili farkındalıklar arayanlara ve tabii ki bir çay/kahve eşliğinde gülümseyerek okuyacak bir şeyler arayan herkese…
Dostoyevski, Ölüler Evinden Anılar adlı eserinde, Aleksandr Petroviç adlı karakter üzerinden kendi hapishane yıllarını anlatmaktadır.Öylece oturmak, beklemek sanırım o kadar da zor bir şey olarak gözükmez ama zordur. Bir anda kendinin kalan yıllarını saydığını fark edersin, hürriyet ne kadar değerli gelir. Bu eser Dostoyevski'nin Sibirya'da sürgün yıllarının izlenimlerini bütün canlılığı ile yansıtmaktadır. Bence Dostoyevski’yi anlamak için belki de en iyi kitap olabilir.
Hiçbir yere ait olamayan ve sürekli kaçıp giden iki karakter Kinyas ve Kayra. Kitabı ilk okumaya başladığımda hangisi Kinyas hangisi Kayra ayırt edemiyordum. Birbirlerine kişilik ve fikirleri bakımından benzeyen ama aslında farklı olan iki karakter. Nefretin kitabını yazmak için koyuldukları bu serüvende kendi yarattıkları karanlığa şahit oluyoruz. Bu karanlığın iki karakter için nasıl sonlandığını da görüyoruz. Bu açıdan kitabın sonunun beni çok heyecanlandırdığını ve şaşırttığını söylemeliyim.
“Şu an ellerinizin arasında olan Dura Mater adlı kitap, 3 kitaptan oluşan Mater Serisinin üçüncü ve sonuncu kitabıdır. O nedenle Bölüm 101’den başlamaktadır. Eğer serinin ilk iki kitabını okumadıysanız lütfen elinizdeki kitabı usulca aldığınız rafa geri koyunuz.”
Yazar Serkan Karaismailoğlu, bu cümlelerle başlıyor Mater Serisinin 3. ve son bölümüne… İlk iki kitabın konusunu oluşturan heyecanlı serüveninin sonunu ve kahramanların yaşadıklarını okuyoruz Dura Mater’de. Her zamanki gibi bilim, bilim tarihi, macera ve heyecan dolu bir hikâye sizi bekliyor…
Keyifli okumalar…