Eda Bilgin

Eda Bilgin
@edabilgin3338
"Kültür zeminle orantılıdır. O zemin milletin seciyesidir." Mustafa Kemal ATATÜRK
Kadere inanmak ile olayların nasıl gelişeceğinin önceden belirlenmiş olduğuna inanmayı kastediyoruz. Bu anlayışa hem tarih boyunca hem de günümüzde rastlıyoruz. Kuzey'de bunun örneklerini eski İzlanda destanlarında görebiliriz. Gerek Yunanlılarda, gerek dünyanın başka bölgelerinde varolan bir başka inanış da, insanların kaderlerini kehanet yoluyla öğrenebilecekleri idi. Bu, bir insanın ya da bir ülkenin kaderinin çeşitli.. yollarla önceden bilinebileceği anlamına geliyor.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Bâtıl inanç". Garip bir sözcük değil miydi bu da? İnsan Hıristiyanlığa ya da Müslümanlığa inanıyorsa bunun adına sadece "inanç" deniyordu da, astrolojiye ya da ayın 13'üne rastlayan cuma gününün uğursuzluğuna inanıyorsa bu birdenbire "bâtıl inanç" oluveriyordu!
Kadere inanıyor musun? Hastalıklar Tanrının bir cezası mıdır? Tarihin seyrini hangi güçler yönlendirir?
Parmenides: a) hiçbir şey değişemez ve bu yüzden duyusal algılayışa güvenemeyiz, diyor. Herakleitos ise: a) her şey değişiyor ("her şey akar") ve duyusal algılayış güvenilirdir, diyor. Filozoflar arasında ne büyük bir düşünce farklılığı! Ya hangisine hak vermeli?
Parmenides ve Herakleitos bir anlamda birbirinin tam zıttydı. Parmenides'e göre mantık bize hiçbir şeyin değişemeyeceğini söylüyordu. Oysa Herakleitos'un duyusal deneyimleri doğada sürekli bir değişim olduğunu ortaya çıkarıyordu. Hangisi haklıydı? Mantığın sesini mi dinleyeceğiz yoksa duyularımıza mı güveneceğiz?