İki kız kardeşiz anneme sık sık soruyoruz...
“Anne siz daha önce nasıl yaşadınız?
Teknoloji yok
İnternet yok
Bilgisayar yok
TV de bir şey yok
Klima yok
Cep telefonu yok”...😅
Annem cevap veriyor
"Çok güzel yaşadık 😊sizin neslin bugün yaşadığı gibi değil, aslını yaşadık"
Biz, 1950-1980 arasında doğan insanlar Tanrının sevgili kullarıyız...çünkü biz;
💗 Okuldan sonra akşama kadar sokakta oynardık. Sokaklar güvenliydi. Hiç televizyon izlemezdik.
💗Okullar yarım gündü ve herkes devlet okuluna giderdi.Simdiki gibi ödevlere boğulmazdık .Oyun için bolca vaktimiz olurdu.
💗 İnternet arkadaşlarıyla değil gerçek arkadaşlarla oynardık..
💗 Susadığımız zaman,şişelenmiş su değil, musluk suyu içerdik.
💗 Aynı bardağı dört arkadaşla paylaştığımız halde hastalanmazdık.
💗 Her gün çok pilav -makarna vs. yediğimiz halde hiçbir zaman kilo almadık.Meyveyi de ağaçtan yerdik😊
💗 Annemiz ve babamız bizi sağlıklı tutmak için hiçbir zaman ek gıda takviyeleri, vitaminler vermezlerdi.Zaten pek hasta da olmazdık
💗 Kendi oyuncaklarımızı kendimiz yaratır ve onlarla oynardık.Cünkü çok fazla oyuncağımız yoktu ama gazoz kapağı ve çakıl taşlarıyla oynamak şimdiki pahalı teknolojik oyuncaklarla oynamaktan daha zevkliydi.Kiymet bilmeyi de böyle öğrendik.
💗 Ailemiz zengin değildi. Bize mal mülk değil, sevgi verdiler.
Yunanlılar hastalıkların da Tanrıların işi olduğuna
inanıyorlardı. Bulaşıcı hastalıklar çoğunlukla
tanrıların insanlara verdiği bir ceza olarak
görülüyordu. Öte yandan Tanrılar kendilerine doğru
bir biçimde kurbanlar verildiğinde insanları yeniden
sağlığına kavuşturabiliyordu.