sözümü kesecek ya da laflar ağzıma dolanacak korkusuyla içimdekini bir solukta döküvermiştim. bir kez olsun yüzüne bakmamıştım. sustuktan sonra da bakmadım. gözlerinde umursamazlığa ya da merhamete benzeyen bir şeyler görmekten korkuyordum. hatta şaşkınlık; çünkü bu açıklamayla onu gafil avladığıma kuşkum yoksa da, ondaki her şaşkınlık belirtisi aynı yerde durmadığımızı anlatırdı bana, ve ondan sonra bütün söyleyecekleri kibarlığına ya da gönlümü almaya çalıştığına yorulurdu olsa olsa.