“Oğul” dedi, “ ben seferberlikte, şu yandaki tepelerde 1300 kişi ile harbe girdim. Bir saatin içinde 300 kişi kaldık. Eğer yetmezse, değirmende öğütseler bile insan gene ölmez. Yok, ecel gelirse, demir sandıkta gizlensen gene bulur, ölüm. “
“Ya dam yıkılırsa?”
“Saklayan Allah bir köşecikte de saklar. “
Görüp şaşardınız, insanoğlu ne kadar ağır şartlar altında yaşayabiliyormuş.
…
Köye hiç et girmiyor. Eti ancak hayvan ölümünden ölümüne yiyorlar.
Ekmekler mısır darısı, arpa, buğday, akdarı, nohut karıştırılarak yapılıyor.
…
Akşamları yemek pişirmek adetini çoktandır unutmuşlar. Sebze yüzü gördükleri yokmuş… Sebzeleri yabanotları imiş.
Bence not almak, çizgi çizmek, saptamak hava. Bana öyle geliyor ki notlar, çizgiler, sözler gerçeğe varmak için tuzaktır. İnsan onlara güvenip yaşamayı unutur.