Agatha Christie aşığı olarak yine ön yargı ile yaklaştığım bir yazar oldu Ahmet Ümit ama arkadaş ısrarına dayanamayarak son çıkan kitabından başlamak istedim okumaya. (benim okuduğum tarihte son çıkan). Bu arada kendisininde Agatha hayranı olduğunu öğrendim.
3 farklı hikaye var kitapta, ilkini çok etkileyici buldum. Okumanızı tavsiye ederim. Hem hayatın gerçekleri hem hayattan koparan bir hayalcilik var hikayelerde.
Fakat beni çok tatmin etmedi. Başlamak için yanlış kitap olduğunu düşünüyorum, sanırım okumam gereken ilk kitabı sıkça duyduğum Beyoğlu Rapsodisi olmalıydı. Diğer kitaplarıyla devam edeceğim.
Yıllar önce Ankara Madalyon kliniğine annemi götürmüştük. Ankara için efsanevi bir yer gerçekten, o zamanlar kurucusunu falan bilmiyordum tabi, son dönemlerde dizileri ve söyleşilerine sık sık denk geldiğim için hem Gülseren hanımın kendisini, hem hastalarını, hem anlattıklarını merak edip aldığım ilk kitabı oldu.
Kitapta ele alınan vakalar cidden ilgi çekici ve bazıları ayrı bir kitap olacak kadar benzersiz hikayelere sahip. Anlatım hikaye hikaye değil, seans seans ilerliyor; bir vakayı merak ederken seans bitiyor diğer vakaya geçiliyor aklınız hep bir öncekinde kalıyor; itiraf etmeliyim ki çöp ev hikayesini sayfa sayfa arayıp tek seferde bitirdim asla dayanamadım.
Sonuç olarak değişik bir kitap, edebi bir üslubu yok, rahatlıkla alınıp okunabilir, bazı hikayeler oldukça sürükleyici hatta. Gülseren hanıma karşı biraz önyargım oluştu nedense :)
Ufak bi narsist hali var gibi ama 1-2 kitabına daha şans vermeyi düşünüyorum.