Çağımızın insanı işleri çabucak yapamadığında bir şeyi -zamanı- yitirdiğini sansına kapılır hep oysa kazandığı zaman ne yapacağını bilemez yalnızca öldürmeyi bilir.
Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir söz vermedir. Sevgi yalnızca duygudan oluşsaydı birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi. Duygular gelip geçicidir. Eyleme yargı ve karar karışmamışsa o duygunun ölünceye dek süreceğini nasıl bilebiliriz?