Yazarın Ekim 2025te zatürreden dolayı hayatını kaybettiğini öğrendim. Gariptir, ağzımızdan çıkan söz gerçekten dua olabilir mi?
Kitaba gelecek olursam çok fazla olumsuz yorumu var, benim o kadar olumsuz yorumum yok. Hatta kendini bu kadar iyi tanıyan bir danışanla çalışmak keyifli olabilirdi. Yazarın psikolojik rahatsızlıklara kabul edici bir yerden yaklaşıp, hayatın akışında normal olabileceğini göstermesini çok beğendim.
Psikiyatristin tavsiye verir gibi konuşması, fazla -meli -malı cümleleri kurması terapi açısından olumsuz bir durum. Mesela yazarın duygu günlüğünü yazmasına önce “yeterli değil”gözüyle bakıyor. Sonradan bu davranış hiç yokmuş gibi “yazmak iyi gelir” diye mesaj var. Zaten yazar bunu yapıyormuş. Önce küçümseyip sonra tavsiye etmesi tuhaf geldi. Tabii seansların yazar tarafından deşifre alır gibi aktarılmadığı ortada, farklı aktarılmış olabilir. Psikiyatristi eleştirmem doğru olmayabilir. Her terapinin dinamiği de farklıdır.
Genel olarak beğendiğim bi kitap oldu, biraz sindirdikten sonra 2. kitabını okumayı düşünüyorum.
Kusursuz olmamakta bir sorun yok ve tuhaf olmak da iyi. Neşelenmek zorunda değilsiniz. Bugün belki iyi iş çıkarırsınız belki çıkarmazsınız. Her türlü deneyim olacak. Bunda da bir sorun yok.
Suya battığımızda ayaklarımızın altında zemini, dibi hissetmek iyi gelebilir, çünkü kendimizi tekrar yukarı itebileceğimizi biliriz. Fakat hayatınızdaki zemini hissedemiyorsunuz, korku fazla gelebilir. O yüzden dibe vurmak iyi bir şeydir.
Sevginizi biraz bölüştürelim. Çünkü öbür türlü daha zayıf birine dönüşeceksiniz. Ne kadar kendinizden verirseniz o kadar karşılık beklemeye başlarsınız. Karşınızdaki için çok şey feda ettiğiniz için ilginizin karşılığını tam alamadığınız düşüneceksiniz ve bu da onlara daha çok takıntı haline getirmenize sebep olacak.