O kadar yakındık ki parfümünün kokusunu alabiliyor -bir yaz günündeki taze çiçekler gibi hoş ve baş döndürücü kokuyordu- ve gözbebeklerinin etrafındaki karanlık halkaları görebiliyordum. Daha önce hiç böyle gözler görmemiştim. O kadar derin ve maviydi ki onlara bakmak okyanusun derinliklerine bakmak gibiydi. Siz ne olduğunu anlamadan sizi baştan çıkarıp dibe çeken türden gözlerdi.