Yazarın diğer kitaplarını kıyasla kesinlikle sıkıcı ve olaysız bir kitap. Bittiğinde ben bunu niye okudum şimdi diyorsunuz bence. Yani biri bana ben bu kitabı çok sevdim derse karşıma alır saatlerce konuşurum ne anladın diye o kadar bir şey anlamadım :))
ah unutsam da keşke okusam :) dediğim kitaplardan. Zaten ilgimi çeken Hasan Sabbah bu kitapla beni zekasına aşık etti :) Tabii yazarın olayı ele alışta kullandığı dil de cabası. Kim bilir bir gün belki yine okurum ve yine dolaşırım Alamut’un cennet bahçelerinde…
Aman Allah’ım ben ne okudum öyle… Puslu Kıtalar Atlası son zamanlarda okuduğum en heyecan verici ve gizemli kitap. Kitap kulübümüzde saatlerce tartıştık. Bir ara acaba Müge Anlı gibi bir tablo yapıp karakterler arası bağ mı kursak bile dedik o kadar yani... Osmanlı ahalisini bu kadar gerçekçi alışı da cabası…
bu aralar fazla popüler olan bir kitap. neden olduğunu anlamadım. hayatı boyunca konuşmaya cesret edemeyen yazara 40’ından sonra gelen “la aslında konuşabilirdim onunla bunu” aydınlanması anlatılıyor. zaten otobiyografik bir eser ama asıl ününü yazarımızın yahudi oluşuna bağladım ne yazıkkı :)
aşağılık kompleksi olan ve aslında yas sürecini atlatamamış bir gencin hikayesini okuyorsunuz bu kitapta. evet yaşadığı gerçek bir depresyon ya da tssb ama keşke terapi alsan be kardeşlik :) dedirtti bana