"Gelecek de tıpkı geçmiş gibi bir zehirdir. Bir hayale kapılmak -kaldı ki bu tanımı gereği var olmayan bir şeydir- acıdan başka bir şey getirmez. Şu an panik halindesin zira hayalini kurduğun gelecek artık mümkün görünmüyor."
"Ergenliğimizi, gençliğimizi ve nihayet yetişkinliğimizi, kişiliğimizin karanlık yönlerini bastırarak ideal bir imaj oluşturmaya adadık. Hoşumuza gitmeyen bir özelliğimizi gördüğümüzde onu gizliyoruz. Ancak mükemmel bir şekilde davranırsak sevileceğimize dair olan derin inancımız, bizi bazı yönlerimizi reddetmeye yöneltiyor. Biri, bir kusurumuzu ortaya çıkardığında maskemizin düşmesine engel olmak için onu suçlamayı tercih ediyoruz. Karşımızdakinden de aynı şeyi bekliyoruz: kusursuz davranmasını. Karşımızdaki kişi istediğimiz gibi davranmadığında bunu ona kendisini yargılayarak, eleştirerek veya dışlayarak belli ediyoruz. Enerjimizin büyük bir bölümünü zayıflıklarımızı saklamak için harcıyoruz. Hakkımızda iyi bir imaj vermek amacıyla kendimize uyguladığımız baskı mutlu olmamıza engel oluyor. Sürekli olarak takdir görmek istiyoruz çünkü bulduğumuz tek oksijen kaynağı bu. Böylece tahammülsüzlük, eleştiri ve farklı olma ihtiyacı geliştiriyoruz. Alınganlığımızı iyice bileyip eleştiri aldığımızda veya minnet görmediğimizde hakarete uğramış hissediyoruz."