Dünyada yaratılan pisliklere: Tacize, tecavüze,
hayvan veya insan katline, küresel ısınmaya ve
daha nicesine karşı insanoğlunu uykusundan uyandırmak mümkün müdür?
Çoğunluğunun gözü kör olan bir türe nasıl rehberlik edilir?
Siz anlattıkça kulaklar tıkanır, makaleler, köşe yazıları yazdıkça sayfalar çevrilir. Haberlere “Dayanılmaz!” denilerek kanallar değiştirilir,
gazeteler katlanır.
Pisliklerin üstü güzelliklerle kapatılır. Fakat
zihinler kapatılmaz. Kapanmayan zihinler kendi
türlerinin ilgisini uyandırabilecek bir yol elbet
bulur. “Aeden” gibi!
Fantastik bir macera ve fark etmemiz gerekenlerin müthiş bir şekilde harmanlanmış
şekli.
Karakterlerimiz Numi ve Sonja, iki Aedenlidir.
Gezegenleri “insansı”ların ütopik olarak adlandırabileceği bir düzene sahiptir.
•Sadece tüketim değil, tam karşılığında üretim
•Para değil, değiş-tokuş sistemi
•Evrimin üst basamaklarındaki bireyler
•Şiddetin hiçbir türlüsünün bilinmediği hayat
Düzen. Yalnızca düzen.
Düzenin evinden çıkan Numi ve Sonja Dünya’ya gelir ve hiçbir şeye anlam veremez.
•İlkellik. İlkelliğin getirdiği suç ve vahşilik.
•Evrimin en alt noktası.
•Tüketim çılgınlığı.
•Yapılar, sadece yapılar ve kirli hava. Az yeşil.
“Bu ırkın sorunu ne?” diye sormaktan kendilerini alamazlar.
Amaçlarına ulaşıp evlerine geri mi dönmeliler?
“Evrende hata yoktu, tesadüf yoktu.”
“Onlarla iletişime geçebilmenin tek yolu konuşmak olmalı diye düşündü,gezegendeki
insan müsveddelerinin çoğunun laftan anlamadığını bilmeden.Sadece birbirlerine kızmak,lanet etmek için ağızlarını açan organizmalardı bunlar.”