Eda Torun

Sevdiğin insanı kendine yabancı hissettiğin an. Bir şeylerin yolunda gitmediğini bilmezlikten gelmeyi sürdürdüğün uzun günler ve gecelerden sonra bir akşam ansızın kesin olarak bildiğin an. Apansız şiddetli bir düzensizlik duygusu ve derin bir güceniklikle çarpılarak her şeyin bittiğini anladığın o an.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sevdiği erkeği kaybetmeyi göze alamayan bir kadının karşı tarafın gözünde gitgide küçüleceği doğru muydu? Kendine güvenemeyen, gerektiğinde sessiz kalmayı beceremeyen bir kadın, sevgisizliği kendi mi çağırıyordu?
“Aşka inanıyor musun?” Diye soruyorum. “Dünyanın en yoğun işi ama iyi bir şey olduğunu söyleyemem”diyor. “Neden böyle düşünüyorsun?” “Sonunda insanın içinde elvedaların yankısından başka bir şey kalmıyor…”
Çok fazla yalnızlık var, çok fazla. Herkes ağlayacak bi göğüs istiyordu ama kimse o göğüs olmayı göze alamıyordu. Gürültülü bir şamata içinde üstü örtülen ama üstesinden gelinemeyen öksüzlükler yüzünden kendine yabancılaşanlar katlanarak artıyordu.
Geride kalan olmayı istediğim sanılmasın. Bir zamanlar umudum,rüyam,gelecek vaadimdi o benim. Tıpkı benim de onun için olduğum ya da olamadığım ama olmayı dilediğim gibi. Bir zamanlar sabırlı ve cömertti sevgim, bencillik ve kibirden uzak, sıcaktı. Uzun bir zaman.