Seven bir kadın âşığını affedebilmek için kafası ile düşünür, kendi kendine muhakemeler yapar, nihayet, onu mazur gösterecek sebepleri bulur, bulamazsa icat eder. Hoş, bu, erkekler için de böyledir ya!..
Hayatındaki hiçbir şey o zaman hissettiklerine yaklaşamazdı. Bedeninin içine kıvrılıp uyuyabilmeyi diTerdi sık sık. Başkasıyla asla sahip olamayacağı, asla istemeyeceği bir şeydi bu. Sonra, hiç konuşmadan, birbirlerinin koynunda uyumaya devam ederlerdi.
Sevdiğim şeyler de vardı benim. Hep böyle öfkeli bir yanardağ gibi değildim. Kimse anasının karnından ağlayarak doğmuyor. Şaplağı yiyince popoya, başlıyor ağlamaya. Doğduğumuz anda, ilk nefeste öğreniyoruz acıyı, sonra da her nefeste içimize çekiyoruz. Benim de sevdiğim şeyler var bu hayatta. Mesela uzun yolları severim. Hatta açık konuşmak gerekirse başka bir ömrüm olsaydı uzun yollarda geçirirdim onu. Kamyon ya da TIR şoförü ya da ne bileyim şehirlerarası otobüs süren biri olarak... Saatlerce sürer, sürerdim. Önümde uzanan tanıdık ama sürprizli, heyecanlı ama cesaretlendiren, alabildiğine uzanan, yılan gibi kıvrılan, yeni insanlar getiren, götüren, uzun, upuzun yollarda hiç dinlenmeden gider dururdum. Ama uzun yolların hakkını vermek için geniş zamanlar, geniş zamanlar için de uzun bir ömür lazım. Galiba o bende yok.