Çıkardığınız her sesin duyulduğunu, karanlıkta olmadığınız sürece her hareketinizin gözetlendiğini varsayarak yaşamak zorundaydınız; zorunda olmak ne söz, artık içgüdüye dönüşmüş bir alışkanlıkla öyle yaşıyordunuz.
Doğan hoca ile tanışmama vesile olan ilk kitap. Bir öğretmen adayı olarak bu kitabın çağrısına kulak vermeliydim. İyi ki de vermişim, okumuşum ve tanımışım. Kitap öğretmenin gücünün ne kadar devasa olduğunu, öğretmen bu gücü öğrencinin hayatına dokundurduğunda veyahut yansıttığında nelerin olabileceğini anlatıyor. Bu gücü farkında olan öğretmen binlerce yaşamı inşa edeceğini de farkındadır. Kitabı okuduktan sonra öğretmenlik yapmak ile öğretmen olmanın farklı olduğunu anlayacaksınız. Niyetinin saflığını keşfetmiş bir öğretmen gücünün kaynağını saygı, sevgi, hakkaniyet, hâlden anlama – empati, sorumluluk, işbirliği ve dürüstlük değerlerinden alır. Değerlerini bilen değil onları yaşatan insana gerek olduğunu anlıyoruz kitabı okurken. Öğretmen bu değerler temelinde öğrencisinin potansiyeline bakacaktır. Bu doğrultuda öğretmen insanı amaç olarak görüp öğrencisinin hayatının anlamını keşfedip hayatını inşa etmesine yardımcı olmayı amaçlayacaktır. Niyetinin saflığını keşfeden öğretmen insanı amaç olarak gören bir sistemin parçası olmak ister. Yazar gücünün farkında olan öğretmenin, gücünü sevgi temelinde oluşturacağını kitapta yer alan mektuplarla da örnekleyip desteklemiştir. Doğan hocayı araştırırken ve yazmış olduğu kitapları inceleme fırsatını bulduğumda birçok kez değindiği ve ifade ettiği Can’ın önemi konusu ilgimi çekti. Doğan hoca şunu belirtiyor: Öğretmen, öğretmen olmanın niyetini keşfettiği zaman, öğrencisine “insan öğrenci“ olarak bakmaya başlıyor. Yani sosyal kimlik olan öğrenci olarak değilde önce insan sonra öğrenci olarak bakar demek istiyor yazar. Öğrencilerini insan olarak gören bir öğretmen, öğrencilerinin duygu ve düşüncelerine, onların davranış ve görünüşlerinden daha çok önem verir. Yani kısaca öğretmen sınıfa girdiğinde öğrenci görmez “Canlar” görür
“Öğretmen, aslında her biri saklı, potansiyel bir rezerv olan öğrencilerini açığa çıkaran bir maden mühendisi olmalı. Sınıfın en akıllı ve en yaramaz çocukları bilinir, diğer rezervler hep saklı kalır. İşte öğretmen asıl bu öğrencileri ortaya çıkaran olmalıdır!”