Eda Aktürk

tespit kelimesinin anlamını bulması diye buna derim.
Cumhuriyetin özel ve kendi özüyle çelişen mahzuru, bu yönetim tarzında yetenekli, üstün zekâ sahibi kimselerin yüksek konumlara ulaşmasının ve dolayısıyla doğrudan siyasi nüfuza sahip olmasının Krallık yönetiminde olduğundan daha güç olmasının kaçınılmazlığıdır. Çünkü her zaman, her yerde ve bütün koşullarda dar kafalı, kıt akıllı ve bayağı ruhlu kimseler üstün zeka sahibi insanlara karşı derhal ya da içgüdüsel olarak birleşip ittifak oluştururlar ve onları doğal düşmanları olarak görürler ;onları bir araya getirip birbirlerine böylesine sıkı sıkıya kenetleyen şey bu tür insanlardan duydukları ortak korkudur. Şimdi bir cumhuriyet idaresinde çok sayıda bayağı ruhlu kimse kendilerini gölgeleyip önlerine geçmemesi için üstün zekalı insanları bastırıp saf dışı etmede kolaylıkla başarılı olurlar.Herkesin başlangıç itibariyle eşit haklara sahip olduğu iddiasına karşın yeteneksizlerin sayısı diğerlerinden elli kat fazladır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Son zamanlarda Avrupa tarihinde yalnız iki ihtilal görürüz :Rus ve Türk ihtilalleri. Yalnız bu iki, yarını kurma amacıyla, memleketlerinde dünden utanç verici ne kalmışsa hepsini yıkmışlardır. İtalyan faşizmi İtalyan kapitalizmine birkaç yıl daha sürecek bir hayatı kazandırmaktan ve ölmüş Sezar emperyalizmini hortlatmaktan başka bir şey yapmamış, Hitler ihtilali ise Almanya 'yı uygarlığın eşiğinden alıp Ortaçağa götürmüştür. Bunların ikisi de Kemalist ihtilalin büyük ruhu ile ortak hiçbir yanları olmayan kara davranışlardır. Kemalist ihtilal, mahvetmek için değil, kurtarmak için yapılmıştır ve Türk milletini sevgi ile çevrelemektedir. Onu çağdaşlaştırmak için zora başvurmuştur ama yaptığı şey,çağdaş eğitimin, anormal çocukları eğitmek için yaptığından farklı bir iş değildir.
"Dış politika alanında Cumhuriyetin tüm isteği ile güttüğü amaç milletlerarsı barışın korunmasına yardım etmek ve güvenlikli bir ortamda yaşamaktır. Biz komşularımızla her gün bir dostluk kurmakta ve onlarla anlaşma yolunda yeni bir adım almaktayız." Tanrı tarafından gönderildiklerini sanarak Avrupa 'nın başına bela olanlardan başka hangi devlet adamı, ne zaman yurdunun dış politika çizgisini çizmek amacıyla bu şekilde konuşmuştur?
Bireysel bilinç, öylesine eksiksiz biçimde bir görüngüdür ki aynı benlikte bile iki bilinç oluşabilir ve biri diğeri hakkında hiçbirşey bilmez.
Rahme düşmesi bir suç, doğumu bir ceza, hayatı bir meşakkat ve ölümü bir gereklilik iken insan nasıl vakur bir varlık olacaktı.