Ruhun Gemisi

Ruhun Gemisi
@ede83
Okur, Yazar, Gezer,Tozar, Dinler, Düşünür, Konuşur...
Okur, yazar, gezer, tozar, dinler, düşünür, konuşur
Mekteb-i Ali Hayat
Her zaman ve her yer.
19 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Ruhun Gemisi
Kaptanın Seyir Defteri -03- 09/02/2024 Bir keresinde bir yazarlık atölyesine katılmıştım. Yazarlığın atölyesi mi olur? demişti garip bir dervişhan. Oku emri peygambere gelmemiştir sadece. Ama yazmaya dair bir emir yoktu. Yazmak herkesin yapabileceği türden bir eylem değildi belkide. Atölyede çok kitap okumak, yanında her an yazmak için kalem ve not defteri bulundurmak ve sürekli yazmak tavsiyelerinde bulunuyorlardı. Ne kadarda haklılardı. Yazdıklarım orada da dikkat çekmişti ama benim gibi duyguları karışık sürekliliği olmayan insanlarla dolu bir terapi merkezi gibiydi. Sonunda sertifika bile verdiler. Edebiyat tarihimizde eserleriyle hala adından söz ettiren insanlar hangi yazarlık atölyesinden çıkmıştır sizce?Kendimi Martin gibi hissediyorum. Sahi! Martin Eden' i okudunuz mu hiç? Jack amca kimi anlatıyordu sizce? Tabi ki beni, seni, onu. Martin'in bir derdi vardı dostum. Yaşadıklarını hak etmediğini düşünüyordu belkide. Tutkuları, arzuları, hayranlıkları vardı. Güzel kokuya, lezzetli yemeklere, güzel kıyafetlere miydi yoksa bu istenç? Zihnine düşen ateşin tezahürü mü? Kendini eğitip yetiştirmeye çalışan bu arzuyla içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için temel motivasyon kaynağı olarak kendi sınıfından olmayan bir kadına olan aşık olan genç bir adamın öyküsüydü. Yanlış anlaşılmasın lütfen! Bu çaba bir zenginleşme çabası değil. Kaç tane yazar tanıyorsunuz varlık içinde yüzen? Benim tanıdıklarım benden farksız. Aynı çayhanede benimle birlikte beyinlerini kemiren dertlerini insanlara nasıl anlatacaklarını konuşuyorlar. Yaşadıkları her durumdan etkilendikleri ve sözcüklerin verdiği huzursuzlukla yaşamaya çalıştıkları kesin. Martin ile benzeştiğimiz temel noktalardan birisi ise geç kalmışlık. İkimizde geç kalmıştık. Ama onu yine de tebrik ediyorum. O bu farkı
Edebiyat
Reklam
Ruhun Gemisi
Kaptanın Seyir Defteri -02- 01/02/2024 Öncelikle belirteyim teşbihte hata olmaz derler, bu bir ateş. Zihnime bulaşan bir hastalığın ateşi. Nasıl ve ne zaman yakalandım bu hastalığa hatırlamaya çalışıyorum. Bir sıralama takip etmeden aktarmaya çalışacağım. Öncelikle bir meslek olarak bakmadım yazma eylemine. Belkide bu nazarla bakmadığım için istikrarlı olmadı yazdıklarım, yazamadıklarım. İlk gençlik yıllarımda günlük tutmak gibi bir teşebbüsüm olmuştu. Durun gülmeyin orta mektepteyim o zamanlar. Daha neler neler oldu neler. Şiirler şarkılar yazıp defterlerimin orta sayfalarına öğretmenime gösterdiğim. İlk mektep yıllarım var. Bir keresinde bir korku filminden esinlenip öykü yazmaya bile kalkmıştım. Hatırlayanlar bilir. Parlament sinema kulübü vardı pazar gecelerinin efsanesi. Film bir mahalleye taşınan yeni komşunun mahallede kaybolan insanlardan sorumlu olmasıydı. Benim kahramanımda köydeki kasaptı. Kız kardeşim çok korkmuştu ilk sayfaları okuyunca. Hayat şartları deyip sarıldığım bahaneler, çevremde kimsenin ilgi duymadığı şeylerim... Şey dediğime bakmayın o yıllarda bu duyguları adlandırmak çok zor. Belkide açık olamamam o zamanlardan kalma. Baştada söyledim ya hafızam ileri geri sarıyor bir sıralaması yok hatırladıklarımın. Ha birde resimde çizmeyi severim ben. Sanatın envayi türlerine yatkınım, türküyede meraklıyımdır. Çilem abla vardı. Babamın iş arkadaşı aynı zamanda komşumuz Mehmet amcanın kızı. Resim yaptırırdı bana bize geldikleri zamanlarda. Dağ, tepe, nehir, güneş, evler, ağaçlar, mavi bulutlar... Evlerden büyük ağaçlar... Sonra lise yıllarım var birde. Orta mektep bitince aynı yerleşkede olan liseye devam etmiştim. Hastalığım o zamanda vardı. Gayretsizliğim, yönlendirilmezliğim bu hastalığın ilerlemesinde etkili bir şekilde devam ediyordu ama müspet
Edebiyat
Ruhun Gemisi
Kaptanın Seyir Defteri -01- 18/01/2024 Önsöz İlk gençlik yıllarıma kadar hiç görmemiştim denizi. Şehir otogarında babamın beni yolcu ettiği günü hatırlıyorum. Cebime biraz harçlık koyup " dikkat et kendine varınca haber ver mutlaka" demişti. Sonrada benim şaşkın bakışlarım devam ederken otobüsün şöförüne "Muğla' ya varınca Ölü Deniz' e giden otobüse teslim et kaptan" demişti. Ölü deniz! On yedi yaşındaydım. Şehir dışına ilk kez seyehat edecektim. Ne kadar hazin. Hiç mi denk gelmez başka bir şehri görmek? Gezmeye gitmek ya da herhangi bir sebeb. Tıfıla bak! Bu nasıl olabilir? Garibanlık, imkansızlık, fırsatsızlık... Hangi kelimeyi yazsan buraya aynı kapıya mı çıkar arkadaş? Ben on yedi yaşında ilk defa yaşadığım şehrin dışına çıkıyordum. Amcam Ölü Deniz' de bir resteruantta çalışıyordu. Lise yeni bitmişti. Artık iş güç elimizin ekmek tutması gerekiyordu. Ölü Deniz, ismine bir güzelleme yapmayacağım yer. Her nereden geliyorsa dahi kendi anlamlılığında bir isimdi işte. Bana göre denizi olan bir yer. Elbetteki bu bir tutku değildi. Denizi merak eden ve bir gün bir deniz kıyısında yaşamını tamamlamayı planlayan birisi olmadım. Deniz yaşam serüveninin içerisinde değişik bir anıydı o kadar. Bu arada otobüsün güzergah itibariyle yol boyunca gece mehtabın düştüğü denizide izlemiştim. Deniz siyah bir çarşıfı aydınlatan ayın şavkıyla o kadar durgun gözüküyordu ki, gözlerim uyuşuyor ama bir türlü uyuyamıyordum.Kafamdaki sorular ise ailemden ilk kez ayrı kalacağım ve beni neyin beklediğiyle alakalıydı. Tek cazip olan şeyse bu kadar düşüncenin içerisinde arkadaşlarıma anlatacak bir anımın olmasıydı. Burada sizlere denizden, gemicilikten,kaptanlık gibi terminolojik bir izdüşümden bahsetmeyeceğim. Doğumla başlayıp,ölüme kadar geçen hayat denizinde uğradığımız

Ruhun Gemisi

, 2024 okuma hedefini ekledi.
İnşallah!!!!
2024 OKUMA HEDEFİ
0/52 kitap - %0 tamamlandı
Henüz kitap okumadı
52 kitap
0 sayfa
0 inceleme
0 alıntı

Ruhun Gemisi

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
2023 3. kitabı
Mustafa Kutlu
8.5/10 · 6,6bin okunma