Kitabın herbir cümlesi insanın kafasına bir çekiç darbesi gibi iniyor.Gaza aslında hepimizden biri sadece.Hangimiz kötüyü öğrenmek için küçüklükten eğitilmek isteriz ki kötüyü bilmeden.Biz de aslında öğrendiğimiz,bize öğretilen onca kötülüğü yaşarken bulduğumuzda kendimizi öfke duymuyor muyduk,kendimizi çeşitli düşünce intiharlarına sürüklemiyor muyduk?Suçlu kimdi peki?Suçu işleyen mi,suçu öğreten mi?Bunu kim umursuyordu ki?Her kalbin sahip olduğu bir bıçak vardı.İşlevselliğini sadece kendisi bilirdi.
Bıçağı elime aldım ama hiçbir şey yapamadım.Saplasaydım bıçağı zarar gören ben mi olacaktım yoksa babam mı, veyahut bizlere kötüyü öğretenler mi?
En iyisi o bıçakla devam etmek.Ne de olsa kendimi koruyabileceğim bir cevherim vardı. (Gaza)
Yaptığı,yaşadığı ve yaşattığı onca şeye rağmen her ne kadar üzülsekte, ara ara Gaza karakterine öfke duymamak da kaçınılmaz oluyor. Ancak Gaza babasının Varisiydi…