Ölüm ve hayat karşısında ölüm dikkatini deneyinden kaçan ve sınavını veremeyen tarih dönemleri, yeni, derin ve güçlü yağmurlarla yüklü bir uygarlık itișiyle yerini çarçabuk terkeder.
Ölüm dikkatini, ruhumuzun en iç niyetlerinden, en dış davranışlarımıza, toplumun yığın olaylarına, uygarlığın en geçici ve kalıcı kuruluşlarına bir gözcü kılmak. Sansür edici olarak değil, eğitici olarak...