Akşamları televizyon dizilerinde başkalarının başından geçenleri seyrederek avunuyorlar; başkalarının serüvenlerinden çöplenerek yaşıyorlar, şarkılarda söz edilen sevgilinin eşleri olduğunu sanıyorlar.
Sonra çocukların hastalıkları, yanmayan kaloriferler, ucuz hayatlarında tek pahalı olan şey yani "hayat pahalılığı"
Ağabeyime siyah smokin kiraladık, gelinlik de kiralıktı, düğün salonu da kiralıktı, evleri de kiralıktı, hayatları da kendileri de kiralıktı. Ama onlar hiçbir şeyin farkında değillerdi. Hayat onlara yetiyordu, bana ne oluyordu peki? hem de ta o yaşlarda? farkına vardığım neydi?
En bayağı söylemler bile bilir ki: MASALIN BİTTİĞİ YERDE HAYAT BAŞLAR. Hani şu DEUS EKS MEKANE olan hayatımız. İte kaka, zorlaya zorlana götürdüğümüz ...
Rüyaların bittiği yerde başlayan bir masal yok mudur Prensim? İnsanların uyanıkken de sevildiği masallar ...
Sevmek, kendi kendimizi büyülemektir;
kendi kendimize yaptığımız bir büyü.
Oysa yeniden başlayacaktır arayışlar, pişmanlıllar, yanılgılar. Her şey "tamamlanmak" içindir. Çoğu kez ölümün tamamlayıcı ellerine dek aynı umut, aynı arayış, aynı çırpınış ve aynı perişanlıkla sürükleniriz.