Bir insanın doğumundan ölümüne kadar başına gelebilecek her olay, daha en başta kendisi tarafından belirlenmiştir. Dolayısıyla her ihmal kasti, her tesadüfi karşılaşma bir randevu, her utanç bir kefaret, her hüsran gizemli bir zafer, her ölüm bir intihardır. Istıraplarımızı bizzat seçtiğimiz düşüncesi kadar kullanışlı bir teselli daha yoktur; bu bireysel teleoloji bize kainatta gizli bir tertip olduğunu gösterir ve bize mucizevi tanrısallık bahşeder.
Oysa bu şehirde yaşayanların insana ihtiyacı var, insansız yapamıyorlar. Yarım saat bile kendi başlarına kalamıyorlar, lobi bu yüzden kahveye dönüştü. Bir araya gelmeleri, konuşmaları, birbirlerini iğnelemeleri lazım. Birbirlerini didikleyip birbirlerine tahammül etmeyi zevk haline getirmişler. Her ne olursa olsun yaşamak istiyorlar.