Çevirmen:
Emrah İmre
Editör:
Şirin Etik
Tasarımcı:
Utku Lomlu
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
14 Ekim 2025
İlk Yayın Tarihi:
Ocak 1949
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Adı:
El Aleph
Orijinal Dil:
İspanyolca
Orijinal Ülke:
İspanya
ISBN:
9789750766077
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Görmenin laneti ve bilmenin baş döndürücü ağırlığı...
Puan vermedi
Alef kitabında Borges, insan aklının en temel çelişkisini kurcalar: Her şeyi bilme arzusu ile bilginin insanı felç eden fazlalığı arasındaki gerilim.
1000Kitap
AlefJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2025934 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 80. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 00:00
“Kelimeler , yerinden edilmiş, kırpılmış, başkalarına ait kelimeler, zamanın ve asırların ona bıraktığı yegane sadakaydı.” Borges - Alef - Ölümsüz öyküsü Alef, Emrah İmre’nin İspanyolca aslından
AlefJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2025934 okunma
JORGE LUIS BORGES
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Merdivenlerden inip Alef’i gördüğü an karakterle tamamen bütünleşiyorsunuz. Borges ustaca yapiyor bunu. Muazzam. Zaman mekan ve ruh mefhumlarini her öyküsünde dahiyane bir dizilimle önünüze açıyor. Ayrica o kadar islami unsur var ki ve samimiyetle yaklasiyor ki “acaba musluman olarak mi öldü?” sorusunu sormadan edemiyorsunuz. Arastirdim :))) Agnostik diye yazmislar ekside :))) rahmet olsun Jorge Luis BorgesJorge Luis Borges AlefAlef
Edebiyat
AlefJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2025934 okunma
9/10
·196 syf.··
2025 52. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 20:14
AlefAlef, Jorge Luis BorgesJorge Luis Borges 'in zihinsel bir labirent gibi işleyen dehasının en çarpıcı örneklerinden biri. Kitabı okurken, onun evreni sıkıştırıp birkaç sayfada anlatma yeteneğine hayran kalmamak elde değil. Özellikle “Alef” öyküsü, sonsuzluğu ve evrenin bütünlüğünü tek bir noktada görme fikri oldukça etkileyici. Borges’in üslubu, yoğun ama asla boğucu değil. Evrenin, zamanın ya da insan bilincinin sınırlarını sorgulamak isteyenlere tavsiye ederim. Kitapla kalın...
AlefJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2018934 okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2022 1. kitabı
İşten atılması ona pek çok Latin Amerika ülkesini gezme imkânı sunar. Borges pek çok farklı konuda seminerler vererek para kazanır. Bu dönemde ülkesindeki baskıcı rejim, annesi ve kız kardeşinin hapse girmesine sebep olur. 1949’da ikinci önemli kitabı Alef (El Alef) basılır. 17 öykülük Alef, eleştirmenlerce Borges’in en iyi eseri olarak görülür. Esere adını veren Alef, İbranicenin ilk harfidir (Arapçadaki Elif). 1944’te tanıştığı ve birkaç yıl arkadaşlık ettiği hatta kitaba adını veren öykü Alef’i ithaf ettiği Estela Canto’nun kitaba etkisi çoktur.
AlefJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2018934 okunma
Borges - Alef
7/10
·196 syf.··
2024 65. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2024 17:53
Alef bir öykü kitabı değil, bir bilinç karmaşası ve mitolojik bir labirent. Ancak bu labirentte kaybolmak, hem kitabın sunduğu büyüleyici dilin cazibesi hem de içerdiği yoğun anlamlar nedeniyle bir okur için keyifli olduğu kadar yorucu bir deneyim. Metinleri okurken, zaman zaman kendimi Borges’in zihni kadar geniş bir bilgi dünyasına sahip olmadığım için yetersiz hissettim. Öykülerde karşıma çıkan her mitolojik ve tarihi karakter, her felsefi göndermede duraklamam gerekti. Borges’in satır aralarında sakladığı bilgi, o kadar yoğun ve katmanlıydı ki, bir sayfayı anlamak için günlerimi vermem gerekmiş gibi hissettim. Hikayeleri anlamak için derin bir felsefi ve tarihsel bilgiye sahip olmak gerektiği açık, bu da beni defalarca araştırmaya ve düşünmeye itti; ama yine de eksik kalmanın verdiği bir huzursuzluk vardı. Buna rağmen, Borges’in dili inanılmaz etkileyiciydi. Yetersiz kaldığım yerlerde bile, sözcüklerin ahengi, cümlelerin güzelliği beni hikâyelerin içinde tutmaya devam etti. Borges, kelimeleri yalnızca birer ifade aracı olarak değil, aynı zamanda estetik birer nesne olarak da kullanıyor. Bu yüzden, anlamadığım bir gönderme bile, kendi içinde bir anlam yaratıyordu. Kitabı bitirdiğimde, anlamadığım onca şey olmasına rağmen, Borges’in yarattığı dünyanın derinliğinde kaybolmuş olmanın zevkini hissettim. Bu yüzden, belki de Borges’i tam olarak anlamak gerekmiyor; anlayamayacağını da kabullenmek gerekiyor.
AlefJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2018934 okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2018 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2018 20:15
Borges okumalarima devam etmekteyim.Sıradaki kitabim Alef oldu.Çift dikiş yaptım resmen kitabi okurken.Sevgili yazarımızın yazdıklarının felsefi içeriğini irdelemek o derinliğe inmek pek te kolay olmuyor.Bir hikaye bitip diğerine geçtiğimde dersini anlamayan öğrenciler gibi öylece kalakaliyorum.Araştırmalar yaptım biraz Borges hakkında.Bir kac röportajını izledim .Ve kitaplarının ilk sayfalarinda bulunan James Woodall 'in önsözü benim ilgimi daha cok çekti. Alef kitabındaki hikayelerin cevirmenleri Tomris Uyar,Fatih Özgüven, Fatma Akerson ve Pedal Bayaz Charum. Alef evrendeki bütün noktaları içeren tek bir noktadır. Bir tek nokta evrendeki bütün noktaları nasıl icerebilir? Okudugum araştırmalarda kitaptaki Zahir adli hikayeden çıkarım yaparak bu soruyu açıklayabilmisler. Merak edenler bu ve buna benzer felsefik sorularin cevabini ister kitabın derinliklerinde ister internette bulabilirler.Benden Alef hakkında başka ne anlatmami bekliyorsunuz.Ben bisey anlamadim ki.Eeee neden okudun o zaman diyeceksiniz. Okumadan da anlayıp anlayamayacagimi bilemezdim.
Edebiyat
AlefJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2018934 okunma
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2018 117. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2018 15:24
Borges'in en güzel eserlerinden biri... Zaten böyle masalsı öyküleriyle çaldı kalbimi, hınzır. Alçaklığın Evrensel Tarihi kadar sevdim, hatta daha fazla. Birden fazla favorim var ama bu kez isim de vereceğim; Asterion'un Evi, Labirentinde Ölen Kral İbni Hakan El-Buhari, İki Kral ve İki Labirent, Eşikteki Adam ve kitaba ismini veren Alef. Hepsi çok güzeldi ama bunlar daha da güzeldi. Mutlaka okuyun derim, yıldızlı tavsiyemdir. =)
AlefJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2018934 okunma
9/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2017 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2017 00:00
inanılmaz bir anlatım inanılmaz bir dil nasıl söylemek gerekir bilmiyorum bu adamı tanımlamak için. bence gerçekten değeri gereğince bilinememiş bir yazar olduğunu düşünüyorum herkesi Borges in hayal dünyasına davet ediyorum :)
AlefJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2018934 okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2020 20. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2020 02:53
Borges öykülerini okurken, kendimi bir labirentin içinde kayıp odalarda buluyorum, oradan çıkmam için kelimelerdeki şifreleri, şifrelerdeki gizli hikayeleri, atıfları, insanları bulmam gerekiyor gibi
Edebiyat
AlefJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2018934 okunma

Yazar Hakkında

Jorge Luis BorgesYazar · 40 kitap
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür. Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı. Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti. 1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır. 1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı. 1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı. Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.