Evlilik, aşk, erotizm … Sanki 1950’den sonra ilk kez açık-seçik konuşulabilmiş bu konular… Kawabatanın yarattığı izlenim japonyanın büyük çoğunluğu muhafazakar iktidar tarafından baskılanıyordu ve yıllar sonra bu devran tamamen döndü … Niçin böyle söylüyorum biliyor musunuz? Avuç içi öykülerinin hemen hepsi aynı konular etrafında kısır bir döngüde seyrediyor. Anı defteri bir nevi. Ama ne anılar. Hep aynı. Özgün 1 öykü var kalan hepsi tekrar.
Amerikan edebiyatının—aynı sineması gibi, sadece aksiyonlardan ve yaşanan durumlardan ibaret olduğunu light bir tonda hissettiren kitaptır kendileri.
Raymond Carver öykülerini yazarken kalemini çok matah bir iş yapmıyorum yahu rahatlığıyla savurmuştur buna yemin edebilirim ama ispatlayamam. Eylemlerin alt katmanlarındaki anlam dünyası ve neden sonuç ilişkisiyle pek ilgilenmeyen bu tarzın müşterisi de çoktur eminim.
Dünyayı kurtarmak isteyen makine mühendisi arkadaşlara şiddetle tavsiye edilir.
Ayrıca Obama övmüş bilimkurguda en iyisi diyor.
Daha yüce insan olma arzusu taşıyan bir karakterin ustasının mühendisliklerinden ilhamla aştığı merhaleleri anlatacak sandım bi an. (Başlarda böyle gitti)
tamamen ters köşelerle doluydu.
Sonrasında biraz daha dünyayı ve dünyanın geleceğini başrole aldığını gördüm. O kısım etkileyiciydi. Ayrıca arrival yazmış adam daha napsın bu dünya için.