Hamdi Ertuğrul

Bir nokta kadar önemimiz kalmadı.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Bir zamana iliştirdim zannettim ellerini, Halbuki yek-pare sarmalanmışım
Edebiyat
Sahi beğenilmek mühim mi bu kadar?
Gün geçmiyor ki karşılaşılan durumlara ilişkin şaşkınlığımızı gizlemekte zorlanmayalım.Her geçen bir gün insan ilişkileri geçmişe değin farklılaşarak günümüz modern dünyası içinde allanıp pullanıp bir şekilde bugünlerde tekrardan önümüze çıkıp insanı bir yaşına daha bastırıyor. Bir tabir vardır,''laciverde boyayıp annesine satmak'',bizler de esasen geçmiş norm ve toplum tarafından kabul görmüş yahut dayatılmış değerleri laciverde boyayıp yeni,modern tarzda benimseyip hayatımızı da o değerlerin etrafında şekillendirmeye başlıyoruz tıpkı geçmişte olduğu gibi.Bundan mütevellit denilebir ki; geçmiş bugünün tekerrürüdür.Geçmişte radyo revaçta idi bugün Televizyon,geçmişte at arabaları kullanılırdı bugün otomobil,bu durum değerlere de yansımış durumdadır. Bu şaşkınlıkların başında ise en kaba tabir ile ''beğenilme güdüsü'' yer alıyor.Beğenilmek yüzyıllardır insanoğlunun içten içe yaşadığı en büyük temennisidir.Bu temenni,güdü ve duyguyu iki başlığa ayırmak gerekir.Bunlar; 1)Geçmiş-şimdiki dönem beğeni duygusu 2)Modern dönem beğeni duygusu İlkine tamamen tek taban olarak dış görünüş beğendirme çabası denebilir.Bu beğendirme isteği ilk insandan günümüze kadar sürmüştür,sürmeye de devam edecektir.Bu ne zaman sonlanacak diye bir soru sorulacak olursa, cevabı insanlık neslinin son ferdi bu dünyadan göç edene kadar diyebiliriz.Yani; bir çizelge çizersek ilk insanla başlayıp son insanla son bulacak olan doğrusal bir düzlemde beğenilme duygusu her zaman var olacaktır. İkinci kısım ise modern dönem beğeni duygusu ve yazının temelini oluşturacak başlık bu olacak. Bu kısım için ise söze şöyle bir soru ile başlamak istiyorum dünyanın en güçlü cihazı nedir? Bir kamyon mu,yoksa bir tır,yada bir uçak bana sorarsanız dünyanın en güçlü cihazı elimizden düşürmediğimiz telefonlardır
YILDIZLI FISILTI Bir ihtimalken bile sevdalıyım gözlerine Geceleri terleyip uyanırken bile, yadımda ellerinin her zerresi Veya gözlerinin buğusu, Olamayız biliyorum bundan sonra Ama aklında küçük de olsa bir yer ayır bana Bir oda bir salon sen oraya gelmesen de hoş Ben okurum yine sana şiirlerimin mısralarını Fısıldarım yine kulağına sevdalı yıldızları Bak yine bir yıldız kaydı gönlüne gönlümden Sakın tutma at bir çırpıda yüreğinden Ama beni unutma olur mu? İsmim bir yerde söylenirse kulağına Çıkartamadım deme asla bana -Hamdi
Edebiyat
ÇAMURLU ÇİZME Az ötede Fatih Tramvayı’nda Yarı beline çamur deryası çizmeler Ezildi boylu boyuna mor lotus Ortadan çatladı gök paikeye giden yola Dökülürdü başı yazmalı Eli kınalı; evlere Süklüm püklüm yolluk Basılır, yaşmağını örten nine Feryat figan bir ah u zar etti kadın Koyu külhanbey Böler kızıla çalan uğursuz geceyi nârasın Geldi işte allı-morlu akça pakça bu çocuk Koynundan sökülen validesine elveda demeye -Ertuğrul