Sait Faik insanı anlamak için dinlemenin ne kadar önemli olduğunu bir öyküsünde şöyle anlatıyor:
Dinledin mi hiç onu? Hayır onu da dinlemedin, dinlemişsindir ama duymamışsındır, balık ağı örerken ağları tamir ederken okur o, yakından dinlersen bu sesin güzelliğinin farkına varamazsın, bir iniltiden başka bir şey değildir, öyle hafif söyler ki ancak işitilir, onu dinlemek istiyor musun? O deniz kenarındaki kulübesinde şarkı söylerken sen bir sandala bineceksin, şöyle bir on dakika kürek çekeceksin, denizin ortasında duracaksın, işte o zaman balıkçının sesini duyabilirsin, yanındayken duyulmayan bu ses denizin ne tarafına gitsen, evet ne tarafına gitsen duyulur, hem öylesine duyulur ki, uzun uzun dinlemelisin.
Eğitim sistemi ne kadar kötü, öğretim programı ne kadar saçma, okul müdürü ne kadar anlayışsız olursa olsun, öğretmen öğrenciye sevgisini göstermenin bir yolunu bulur.
Ayıplama, utandırma, azarlama ve korkutmayla yetiştirilenlerin iç çocuğu kendini değersiz, güvenilmez, sevilmeye layık olmayan, ötekileştiriİmiş biri olarak görür.