Kübra

Kübra
@edebisty
Yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylan
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Lisans
Bursa
666 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
9/10
·160 syf.··
2026 8. kitabı
Roman, 19. yüzyılın sonlarında Kristiania (bugünkü Oslo) sokaklarında geçiyor. İsimsiz kahramanımız, bir makale satıp üç beş kuruş kazanma ümidiyle yaşayan, sefaletin dibine vurmuş bir yazar. Yazarın kendi yaşamından esintiler olduğu için eserin otobiyografik roman tarzında olduğunu söyleyebiliriz. Romanda psikolojik unsurlar oldukça ağır basıyor. Karakterimiz aç kaldıkça halüsinasyonlar görmeye başlıyor, yoldan geçenlere durduk yere öfkeleniyor, hiç tanımadığı insanlara olmayan hikâyeler anlatıyor. Büyük bir yoksulluk, çaresizlik içinde olmasına rağmen fazlasıyla mağrur bir karakter. Cebinde kuruşu yokken yolda karşılaştığı bir dilenciye son parasını vermesi, rehine verdiği eşyasının üstünü kabul etmemesi gibi alışılmadık davranışlar sergiliyor. Ayrıca mizahi bir yanı da var. Kendi sefilliğiyle alay etmesi, ağlanacak hâline gülmesi, acıyı bile yüceltmesi bende karaktere karşı ayrı bir sempati uyandırdı. Okurken Nietzsche'nin "Beni öldürmeyen acı güçlendirir" aforizması geldi aklıma. O karakter, bunun canlı kanlı bir örneği. Kitapta belli bir olay örgüsünden ziyade, açlığın insan bedeninde ve ruhunda yarattığı yıkımlar ön planda. Açlığın insanı nasıl etkilediği, yoksulluğu, çaresizliği, acısı o kadar güzel işlenmiş ki okurken empati kurmamak mümkün değil. Biz bir öğün bile atladığımızda günlük hayata uyum sağlamakta zorlanırken bu karakter uzunca süre aç kalmaktan adeta taş kemirecek noktaya geliyor. Üstelik açlığını avutmak için ceketinin cebini çiğniyor. Düşünebiliyor musunuz? Roman boyunca açlığın bir insanın ahlakını, gururunu ve gerçeklikle olan bağını nasıl lime lime ettiğini görüyoruz. Bu bağlamda insanı çok etkileyen, yaralayan bir kitap. Ayrıca tüm bu yokluk içinde; tüm açlığına, sefilliğine rağmen yazmayı bırakmaması, umudunu yitirmemesi bana Martin
Roman
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·136 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 00:14
Canlar Ölesi Değil'de Haldun Taner’in yaşamını can yoldaşı ve eşi Demet Taner'in gözünden okuyoruz. Demet Taner, Haldun Taner'i ilk gördüğü andan başlayarak tanışmalarını, birlikte tanıdığı isimleri, hatırladıklarını ve eşinin yaşam öyküsünü samimi bir dille anlatıyor. Kitaptaki fotoğraf albümü, eserin en değerli tarafı. Ayrıca kuru, bilimsel bir çalışmadan ziyade, duyguların ve hatıraların ön planda olduğu sevgi dolu bir yaşam anlatısı olduğu için ben okurken çok keyif aldım. Haldun Taner'in yaşam öyküsünü merak edenlerin mutlaka okuması gereken şahane bir eser.
Edebiyat
Canlar Ölesi DeğilDemet Taner · Yapı Kredi Yayınevi · 201844 okunma
6/10
·240 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 22:07
"Bunu Sen Oku", 17 mektuptan oluşan otobiyografi ve anı tadında bir eser. Eserde oyuncu ve yazar kimliğiyle tanıdığımız İclal Aydın'ın hayatına; başarılarına, başarısızlıklarına, hayallerine, hayal kırıklıklarına tanık oluyoruz. Yazarın dili sade, akıcı, samimi ve içten. Ozan Ünal'ın çizimleri de esere özgün, farklı bir hava katmış. Fakat eserin mektup formu, bende zaman zaman yarım kalmışlık hissi bıraktı. Sanırım deneme tarzı bir eser olsaydı daha çok hoşuma giderdi. Yer yer tekrarlara düşüldüğü için edebî açıdan da beklentimi tam olarak karşılamadı.
Anı-Mektup-Günlük
Bunu Sen Okuİclal Aydın · Artemis Yayınları · 2023838 okunma
KISKANÇLIĞIN TRAJEDİSİ
8/10
·160 syf.··
2025 77. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 10:48
Othello, Shakespeare’in insan ruhunu en iyi yansıttığı eserlerinden biri. Özellikle kıskançlığın insan ruhunda nasıl bir yangına dönüştüğünü gösteren güçlü bir trajedi. Othello, hem saygı gören bir komutan hem de içten içe güvensizlikleri ve duygusal zaafları olan bir karakter. Bu zaaflarını fark eden çavuşu Iago, Othello'nun güvenini kötüye kullanarak sinsice planlar kuruyor ve onun trajik bir sona sürüklenmesine sebep oluyor. Othello ile Desdemona’nın aşkı başta saf, tutkulu ve güzel. Desdemona, Othello’nun yaşadıklarını dinledikçe ona âşık olup onunla evleniyor. Ancak Iago’nun şeytanca yönlendirmeleri yüzünden bu saf aşk yavaş yavaş zehirleniyor. Desdemona, Othello'ya hiçbir zaman ihanet etmediği hâlde, onun kör kıskançlığı ve Iago'nun yalanları yüzünden sevdiği tarafından katlediliyor. Beni en çok etkileyen, Desdemona'nın hiçbir suçu olmadığı hâlde hem sevdiği adamın kıskançlığının hem de Iago’nun oyunlarının kurbanı olmasıydı. Othello’nun onu öldürmeden önceki sahne, sevginin nasıl bir anda kör bir öfkeye dönüşebileceğini acı bir şekilde gösteriyor aslında. Desdemona’nın son nefesinde bile Othello’yu suçlamamasına, saflığına ve içtenliğine ayrı bittim. Modern psikolojide "Othello Sendromu" olarak adlandırılan kavramın da bu eserden esinlenilerek ortaya çıktığını görüyoruz. Othello Sendromu, kişinin sevgilisine veya eşine karşı patolojik, kontrol edilemeyen aşırı kıskançlık ve güvensizlik duyguları geliştirmesiyle kendini gösteriyor. Tıpkı Othello’nun Desdemona’ya karşı yaşadığı haksız ve yıkıcı şüpheler gibi. Aşk, kıskançlık ve ihanet temalarını sevenlerin mutlaka okuması gereken önemli bir klasik. "Kıskançlık, etiyle beslendiği avla oynayan Yeşil gözlü bir canavardır." (s.71)
Tiyatro
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
ZONARO'NUN GÖZÜNDEN OSMANLI
8/10
·384 syf.··
2025 76. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 19:11
Ateş Kırmızısı, II.Abdülhamit döneminde geçen, tarih ve sanatın kurguyla harmanlandığı biyografik bir roman. İtalyan ressam Fausto Zonaro, Venedik’ten İstanbul’a gelerek saray ressamı oluyor. Zonaro’nun hayatı ve çevresi üzerinden, İstanbul’un saray yaşamını ve dönemin toplumsal yapısını da yakından tanıyoruz. Sıkıcı bir tarih romanı değil. Aşk, cinayet, dostluk ve entrika gibi ögeler de olduğu için anlatılanlar merak uyandırıyor. Ayrıca, üslubu oldukça akıcı ve sürükleyici. Zonaro gibi yabancı bir ressamın gözünden Osmanlı’nın son dönemini görmek, İstanbul'a hiç görmediğimiz bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Ben okurken İstanbul'u adeta Zonaro'nun fırçasıyla geziyormuş gibi hissettim. Tarihi ve sanatı bir arada sevenler için harika bir eser. İstanbul'un ruhunu hissetmek isteyen, tarih ve sanat meraklısı olan herkes bu romana mutlaka bir şans vermeli.
Roman
Ateş KırmızısıOrhan Bahtiyar · İnkılap Kitabevi · 2016126 okunma