İlişkinin dili, sevgi dili olunca çocuk hemen anlar. Nasıl anladığını bilmez, ama anlar, içi bilir. Ve o ilişki içinde gelişmeye başlar. Aklı gelişir, duygulan gelişir. Tabii burada sağlıklı geliştirici sevgiden söz ediyorum; kısıtlayıcı, hapseden, esir alan sevgiden değil.
Çocuğun bir süre keşfetmesine, güven duymasına, gözlem yapmasına izin vermek yararlı, ama içinde bulunduğu sosyal yapının gereklerini de anlayıp ona göre kendi sorumluluğunu anlamaya başlamasını sağlamak da gerekir.
Bir toplumun, insanların kendi kültürünün kurallarını bilmesi, çocuğun dilin kurallarını bilmesi gibidir. Bildiğini hisseder, ama nasıl bildiğini söylemez. Peki, nedir Korku Kültürü'nün kuralları? Karşındaki senden güçlü ise ondan çekin, sen karşındakinden güçlü isen o senden çekinsin.
Şimdi seminer ortamlarında yüz ifadelerinin asıklığından kimin yönetici olduğunu hemen anlarım. Kendileri farkında değil, ama ben hemen anlarım. Daha önce de ifade ettiğim gibi, Türkiye'de kişinin iş hayatında veya yönetim sisteminde mevki ve makamı ne kadar yüksekse suratı da o derece asık oluyor. Güç mertebesi, o ortamdaki insanların yüzlerinde yansımasını buluyor. Bu gerçeği anlayan, ilişkiler içinde kolayca işini görürken, anlamayana hayat çok zorlaşıyor.