Yaşlı bir balıkçının açık denizde dev bir kılıçbalığı ile olan mücadelesini anlatıyor.
Denizde ya da ıssız bir adada geçen hikâyeleri sevemiyorum. Kısır bir döngüsü, tahmin edilebilir bir yolculuğu oluyor. Ama iyi bir kalemin ürünü olursa yine de beğenirim diye düşünüp çok övülen bu kitabı okuyup bitirdim. Maalesef hiçbir zevk almadım. Çevirmen elinden geleni yapmış ama cümleler çok çiğ ve anlamsız geldi.Vermek istediği mesaja ulaştıracak ne iyi bir kurgu ne de iyi bir edebiyat vardı. Hemingway'in tarzı bana uygun değil.
Heralde bizim millet iyi edebiyatı süslü karmaşık anlamsız cümleler zannediyor. Aksine edebiyat demek herkesten daha net iyi ifade etme edebilme biçimidir
Selamün aleykümselam kıymetli okurlar.
Hani bazı kitaplar vardır, çok kalın değildir. Ama o kitabı okuduğunuzda sanki 500 sayfalık bir kitap okumuş gibi hissedersiniz. İşte dedeye yol göründü kitabı
Akıcı bir oturuşta bitecek bir kitap konusu da ilgi çekici ama havada bitiyor. Bir yere bağlansa daha güzel olabilirdi sonu beni tatmin etmedi. Ama yokluğu, açlığı, çaresizliği ve gururu çok güzel anlatmıştı Marquez.
Herif her cuma iskeleye gidip o mektubu bekliyor ama mektup yerine sadece toz yutuyor resmen. Evde hanımıyla birbirlerini yicekler ama bizim albay hala o horozu besleme derdinde.
Albaya Mektup Yok sanki horoz uçunca dertler de uçup gitcek. İnsan okurken diyor ki bırak şu inadı da bi karnını doyur ama yok adam resmen aç kalma sanatında master yapmış. Neyseki kitap kısa da adamın o bitmek bilmeyen umudu bizi de verem etmeden bitti. Sonunda karısı ne yicez dediğinde verdiği o meşhur cevap zaten bütün o saçma bekleyişin zirvesi olmuş valla.