ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
daha çok işimiz var.” diyorum
bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
gözlerin mi daha sıcak gülüyor
yoksa dudakların mı anlayamıyorum
dilaver cebeci
sen akışkan ayna dertli böcek
çamaşırımda besleyici leke
alın yazımın tek okunaklı yeri
bıçkın sevinç kunt öfke
küçük dilini yutmuş kırmızı soğan
yüce gönüllü akasya
havı çıkmış eteklik
hafifçe karnı olan
sen elisürencil
öyle bir laf varsa işte o
dün için özür dilerim
şimdi işten çıktın beşiktaş'tasın
kim istemez mutlu olmayı
mutsuzluğa da var mısın?
cemal süreya
Kim bilir kaç soylu varlık yüreklerine inerek kendilerini bütün derinlikleri ve genişlikleri içinde değerlendirebilecek bir insana rastlamadan geçip gitmiştir bu dünyadan?