Rüzgârlıydı hava
Çizgili ipek bir şal
Bir tomar gazete yaprağı
Uçmasın diye cesedimin
Üzerine bırakılan küp
Şeklindeki kaldırım taşı
Setri avret sağlamıyordu bana
Çıplaktı
Boynum
Karnım
Her yerim.
Haçın üstüne doğan ben
Yerimde yatıyordum yakışıksız
Parka değil sinemaya
Gidelim diye tutturan kız
Çoktan evlenmiş ve iş bulmuştu dört aydır
Bir ihtisas bankasında çalışıyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Biz o takımdanız ki bir yaştan sonra
Dudak büktürmüştür roman okumaklığımız
Pusulamız Debussy tarzında fırlamalık
Fakülteye yakın bir kahvehanede
Sırf rengine tav olup ısmarladığımız
Tarçın
Bale dendi mi Isadora Duncan
O ki ensiz uzun ipek şallarla dansederdi
O ki onun katli bir otomobil reklamıdır desek yeri
Bendeniz cennet kuşu daha büyük savaş çıkmadan
Dünya sistemi tarafından
Katledildim fularla değil kuramsal bir suç aletiyle
Çok güzeldi yerde yatan terk edilmiş
Kuramların insafına terk edilmiş cesedim
Gönlümüzdü nasıl olsa altın balıkların yüzdükleri göller
Ne olsa bunca turna başımızın üstünden uçtu
Pourtant, ömrümüz heder olmasın diye uğraşırken akıldan
Heder olmayıp da ne olur ömür sorusu kaçtı
Söz edilmedi soycak haçın üstüne aç doğuşumuzdan
Unuttuk çiviyi avucumuza hangi sarıklılar çaktı.
Ben bizin beniyim im bizdik
İz daha baştan biz olmuştur stoacıyken bile
Biz kalmıştır bizim için
Aklından zoru vardır diye konuşan
Uçağı kaçırtanlardı arkamızdan
Canıma değsin biz o sırada böğürtlen topluyorduk
Simsiyah böğürtlenler koskocaman
O böğürtlenlerdi en saygın çevrelerde
Anlam sarhoşu namıyla anılan