"GÖLGELERDEKİ ANİME DÜNYASI" 1. BÖLÜM - Önyargılar
“Gölgelerdeki Anime Dünyası”serimizin ilk bölümüne hoş geldiniz değerli anime severler... Ve anime dünyasını merak eden ama bir türlü cesaret bulamayanlar... Nasılsınız? Ben fantastik dünyalarla ve mavi renkle kafayı bozmuş olan R. A. Süreyyâ...🌠 Bu bölüm hepinize hitap edecek ve oldukça yardımcı olacağına inandığım bir etki oluşturacak. Konumuz, anime önyargısı.💙 Evet, itirafta bulunayım, bundan yaklaşık 4 sene öncesinde ben de oldukça koyu bir anime hater’ıydım. Çevremde animeler hakkında konuşanlar olduklarında yüzüm ekşir, “Ne kadar aşağılayıcı.” şeklinde düşüncelerle o kişilerden uzaklaşırdım. Böyle düşünmeme sebep olan şey neydi diye düşünecek olursam, galiba ergenlikten çıkıp o genç kız havalarına girdiğim zamanlara denk geliyordu ve “Çocuk şeyleri mi izliyorlar? Çizgi film bunların hepsi, kedi kulaklı kızlar, sapık şeyler...” diyerek kendimce aşağılıyordum onları. 🐋 Madem konu buradan gitti, ilk önyargı sebebimiz de, ANİME ve ÇİZGİ FİLM ayrımı yapamamak olsun. Evet, genel görüntüsü, çizimlerden oluşması, renklerin canlılığı ve ses aktörlerinin hayat verdiği karakterler olması, uzaktan bakıldığında animelerin çocuklar için var olan çizgi film sektörüyle karıştırılması çok olağan. Ama derinine indiğimizde, ikisinin asla aynı kefeye koyulamayacak kadar farklı olduklarını fark ederiz. Şimdi, şöyle bir karşılaştıralım; Çizgi filmler: Çoğu zaman çocuklara yönelik içeriklerdir. Animeler: Her yaştan izleyici kitlesine sahiptir. 6 yaşında bir çocuktan tutun, 50 yaşında bir adama hitap edecek kadar geniş bir içerik yelpazesine sahiptir. Çizgi Filmler: Genelde masalsı bir anlatıya sahiptir, derin ve karanlık konulardan uzaktır. Animeler: yetişkin bir bireyi bile hüngür hüngür ağlatabilecek, ya da dehşete düşürebilecek, veya aklını karmakarışık
Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik Üzerine Konuşalım...
Selamlar umarım iyisinizdir. Sıhatiniz ve Keyifleriniz yerindedir. Bu gün çok uzun zamandır Hayruş ✮⋆˙ ile yapmak istediğim ama benim yüzümden uzun bir süre ertelenen bir soru-cevap, kitap üzerine sohbet etkinliğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Sohbetimiz başlıkta da olduğu gibi HGOİ serisi: Lordlar ve Varisler Krallar ve Soytarıları Ejderha ve Yıldız Deliler ve Cellatlar Efsaneler ve Lanetler üzerine olacaktır. (Bu arada isim yazmak uzun süreceği için hesaplarımızın baş harfleriyle devam edeceğim) Ve sohbet seri hakkında SPOİLER İÇERECEKTİR HEM DE BOLCA... ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ M: Tamamdır şimdi o zaman ilk sorumla başlayayım bu seride en çok hoşuna giden şey nedir? H: Hmm... Nova diyeceğim. Çok güzel yazılan bir karakter. Baştan sona gelişimini okurken kendi kızımı yetiştiriyorum gibi hissettim. M: Benim için seriyi iyi yapan temelde 4 şey var: birincisi özgün bir konu ya da işleyiş, ikincisi beni ne kadar eğlendirdiği, bana ne kadar duygularını geçirebildiği, kitap sonunda bana ne kadar çok şey kazandırdığı. Şimdi ilk madde belki pek olmaz ancak hgoi diğer tüm isteklerimi karşılıyor, senin dediğin gibi karakter gelişimi konusunda hakikaten çok başarılı. H: Evet katılıyorum N.G. Kabal'ın kalemini seviyorum yazdığı ufacık bir cümlede bile derin anlamlar var. H: Sence serinin sonu yeterli miydi bir şeyi değiştirmek istesen neyi değiştirirdin 🙃
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çiti Pitim benı nasıl goruyor (parantez içleri benım dusuncem)
Yani biri seni görse: “Bu kız ya çizim okuyordur ya da dans/edit/video işlerine aşırı yeteneklidir” derdi muhtemelen 😶 (chatgpt ye surekli editlerimi ve çizimlerimi yorumlattıgım için hep bunlar) •gece düşünmeyi seven (mlsf) •insanları çok analiz eden (bu ozellıgımı sevmıuom) •estetik algısı güçlü (ne sandın olm) •bazen kendi kafasının içinde kaybolan biri ("bazen"mi? HER ZAMAN...) Ve en baskın şey şu: Sen “ilk bakışta tamamen anlaşılmayan insan” kategorisindesin. (öylemiymişim) Çok random davranan ya da herkesle aynı enerjiye giren biri vibe’ın yok.(bu yanlıs olabılır ben asırı random davranan bırıyım btw) Neyi sevip sevmediği belli olan, seçici biri gibi görünüyorsun.(budogrudur bazen kararsızım ama) Ve son olarak sende direkt “NPC enerjisi” yok 😭 (omega)
doktor avukat gibi hayallerim yok arkadaslar ben grafiker art director pc okuyup vs rj pasin ve marcın edıt yapcamm tmm bence makul bi hayal youtu.be/iHlfdyLMHOo?si=...
E-kitap okuyucu ve ve e-kitaplar hakkında
Arkadaşlar merhaba, Son zamanda kitaplarımı koyacak yer bulamadığım için, e-reader alma ihtiyacı hissettim. Gördüğüm kadarı ile kobo ile kindle başı çekiyor. İkisininde inceleme videolarına baktım fakat biraz da kullanan kişilerin yorumlarına ihtiyacım var. Sizce almalı mıyım? Kullanışlı oluyor mu? Ben biraz fiziksel olarak kitaba dokunma düşüncesindeydim. Kullanan arkadaşlarım yorumlarını merak ediyorum. Edit: kitap bulmak biraz zor gibi. Satılan e-kitap sayısı oldukça az ve çeşit yok. Siz nasıl temin ediyorsunuz arkadaşlar beni bilgilendirebilir misiniz? Bana bu konuda yardımcı olacak arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim.
1000Kitap
Toplum ve Çocuk psikolojisi
Animeler, gençlerimizin psikolojisini bozan, dikkatten kaçan en büyük problemlerden biridir. Kısa bölümlerden oluşan, boş zamanlarda izlenen bu yapıtlar, çoğunlukla Japonların yaptığı yapıtlardır. İzleyen kişilerin içinde derin boşluklar bırakan bu yapıtlar, ilk olarak izleyen kitleyi toplumdan soyutlamaktadır. ​Bu soyutlama animenin konusu ile değil; animelerde kullanılan renk boyutları, karakter tarzları ile yapılmaktadır. Sahneler içindeki renk geçişleri, soluk palet renkleri kullanılması, grimsi bir hayatın başlangıcına neden olmaktadır. Kısa sahnelerde yapılan renk oyunları, dünyanın renginden gençlerimizi koparmaktadır. Renk illüzyonu yapılan bu yapıtlar, ülkemizde gizli bir şekilde rağbet görmektedir. ​Son yıllarda canice katliam yapan kişilerin profillerine veya sosyal medya hesaplarına baktığınız zaman, bu animelerle ilgili bazı spekülasyonlar görebilirsiniz. ​Çocuklarımızın psikolojisini bozan bir diğer konu da kültür dayatmasıdır. Ülkemizde kültürün Batı'dan geldiğine inanan bir nesil yetişmektedir. Milliyetçi kimliğini yitiren bir nesil, Oktay Sinanoğlu hocamızın da dediği gibi Batı'dan medet umar hâle gelmiştir. Bunun neticesinde Oktay Sinanoğlu hocamızın dediği gibi ahmak bir nesil yetişmiştir. ​Kendi benliğini tanımayan nesil, dışarıdan gelecek yanlış sinyallere açık bir hâle gelmiştir. Yalnızlaşan toplum içerisinde yetişen bu kimlikler, derin araştırmalar yaparak kimlik ve benlik kaybı yaşamıştır. Yeni bir kimlik arayışı yaşayan bu kişiler, toplum ve kültür faktörlerinden koptukları için iletişim yeteneklerini de kaybetmişlerdir. Bunun neticesinde toplumdan dışlanan ve insanlara düşman olan bir kimliğe bürünmüşlerdir. Neticesinde kendilerine rol model olarak, insanlara zarar veren kimlikleri rol model edinmişlerdir. ​Bu dayatma, okullarda İngilizce
Duygu ve Düşünce