GEÇMİŞ ZAMANA MUSTAFA KUTLU'DAN BAKMAK
Puan vermedi·96 syf.··
2026 34. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:43
Mustafa Kutlu okurken çocukluğumu okuyormuş gibi hissediyorum. Henüz her şeyin bu kadar hızlı, bu kadar ultra, bu kadar otomatik olmadığı o manuel zamanlar... İstasyonda geçen hikayelerdeki istasyoncu, lokantacı, çorbacı; mutlak hatıramda bir surette beliriyor. Ya da mahalle, köy, kasaba hikayelerindeki mahallenin delisi, velisi, âmâsı, dilsizi... Hepsinin adı, sanı, lakabı dipdiri kendi hikayemde. ​Modern zamanların bizden alıp götürdüğü birçok şey; küçük idealler, hız ve otomasyondan arınmış o sıradanlık, Kutlu’nun eserlerinin okura temas noktası olmuştur. Bu Böyledir’de Süleyman'ın, eşinin ayakkabılarına bakıp yüreğini sızlatan iç acısının bugün net bir karşılığı var mıdır? Yahut bir davul fırın sahibi olmanın tuhaf zaferini, en fazla neye sahip olunca hisseder günümüz insanı? ​Mustafa Kutlu’yu ilk kez 14 yaşında, edebiyat öğretmenimin verdiği Tufandan Önce kitabıyla sevmiştim. Aradan geçen 20 yılda çok şey değişti. Eserlerin bir çoğu içindekilerle birlikte mazi kabilinden okunuyor olsa da Kutlu’nun kahramanlarının büyük iddiaların peşinde koşmaması, hayatın akışındaki o küçük, samimi tesadüfler bize kendimizi hatırlatıyor. Hızın ve otomasyonun insanı yabancılaştırdığı bu çağda; kasabanın, istasyonun ve mahallenin o capcanlı hafızasıyla yeniden eve, yani çocukluğumuza dönme hissini seviyoruz. Kutlu’yu bundan sebep seviyoruz. Edit: Chef bitti şimdi. Ama bu kitabın sonu yok. E be Mustafa Kutlu... Meselenin sonunu niye okura bırakırsın ki. Zaten aklımızda kırk türlü tilki, yani bi de bunun derdine mi düşelim. :) Edit: Arkakapak Yazıları yazarın uzun yıllar yönetiminde bulunduğu Dergâh dergisinin arka kapağında yayımlanan kısa, yoğun ve vurucu metinlerinin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dergâh yayın hayatına son verene kadar ben de takip etmiştim Kutlu'nun yazılarını. Çoğusu
Hüzün ve TesadüfMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20114,878 okunma
Ama o tcavüz değil bak, olgu. Tcavz de bi örnek zaten. Bak sen!
Puan vermedi·651 syf.··
2026 3. kitabı
İlk ikiyüz sayfasına kadar net favorilerimde ilk üçe gireceğini düşündüğüm, son sayfada ise bok görmüş gibi ifade ve iştahsızlıkla kapağını kapadığım bir kitap. Baştan şunu belirteyim, ben asla yazarın kanaat önderliği yapmasını, illa finalde kötülüklerin cezalandırılmasını gerekli bulan biri değilimdir. Ama yazarın alt tonda ne tür bir zihniyete sahip olduğunu da anlayamayacak kadar gerizekalı biri olmadığımı düşünüyorum. Tamam, başrolün yediği bütün naneler bu sefer bir olgu olarak, gerçeğin kendisi değil de sürekli bir varsayım olarak yaşanıyor ve olayların rüyaya benzer bir belirsizlik taşıdığı da kesin. Ama finalde "bu zaten bi rüya o yüzden tecavüze de o kadar tepki vermeye gerek yok" diye bağlayamazsın, hadi bunu da illa olgulara bağladık ve ben fazla doğruculuk yapıyorum diyelim, rüyasında tecavüze uğramış bi kıza failinin egosu kırılmasın, aman ponçik kalbi üzülmesin diye hala psikolojik hizmet yaptırmaz, daha da kötüsü bunu mağdur kızın kendisi canıgönülden şevkle isteyerek yapıyo, bakın kızın da umrunda değil abartmayın minvalinde bir gözdağı ile vermezsin. Okuyucuyum ben, senin temcit pilavını yemek için almadım bu kitabı! Eserlerinde aksiyon olarak safi cinselliği kullanan bir yazarsın sen. Ve kitabında bir değil, iki değil, üç farklı şekilde "tecavüzü de çok abartmayın yeaa" alt tonuyla yedirmeye çalışıyorsun. Her boku bir sebebe illa bağlattın, hepimizi olağanüstü subjektif bi yoldan "kalıp dışı kanılara" sevk ettirdin diyelim, yine de bir şeyi bu kadar ısrarla tekrar etmenin cevabı düpedüz dayatmadır, öyle olduğuna inandırmaya çalışmaktır. Hassiktir oradan murakami. Vallahi tadım tuzum bozuldu ya, bi kere de amk dünyasında şu suç "şeytana uydum ağam" diye subjektif bahanelerle kabullendirilmeye çalışılmasın ya, bunu zaten faillerin kendisi yapıyo biz de
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma
Reklam
9/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:17
Şair İmparatoriçe gerçekten beni beklediğimden çok daha sert çarptı. Hani bazı kitaplar vardır, bitirince kapağını kapatırsın ama hikâye senin içinden çıkmaz ya… işte tam olarak öyle bir etki bıraktı. Başta dürüst olayım, biraz zorlandım. Hikâye ağır açılıyor, karakterler ve saray düzeni oturana kadar “acaba mı?” dedirtiyor. Ama sonra bir noktada olaylar derinleşiyor ve fark etmeden tamamen içine düşüyorsun. Özellikle Yin Wei… O nasıl bir karakterdi öyle. Hırsı, hayatta kalma içgüdüsü, kimlik arayışı… Kız resmen “ben buradayım” diye bağırıyor. Onu okurken bir an gurur duydum, bir an sinirlendim, bir an da içim acıdı. Ama asla kayıtsız kalamadım. Kitabın en güçlü yanı bence şu: kimse siyah-beyaz değil. Özellikle Terren… klasik “kötü karakter” diyemiyorsun. Yaptıkları korkunç ama neden o noktaya geldiğini gördükçe içten içe bir şeyler kırılıyor. “Kimse doğuştan kötü değil” fikrini çok sert ama çok gerçek bir şekilde yüzüne vuruyor kitap. Ve bu durum, hikâyeyi basit bir taht mücadelesinden çıkarıp psikolojik bir derinliğe taşıyor. Aslında dışarıdan bakınca “taht kavgası, prensler, entrika” diyorsun ama olay o değil. Asıl mesele gücün insanı nasıl dönüştürdüğü. Sevgisizlik, yalnızlaştırılma ve şiddetle büyütülen birinin neye dönüşebileceğini görmek… işte asıl tokat burada geliyor. Hatta bazı sahnelerde “bunu yapmak zorundaydı” dediğim anlar oldu ve bu beni ciddi anlamda rahatsız etti. Çünkü hak vermek istemiyorsun ama bir yandan anlıyorsun. Wei’nin yolculuğu da klasik “seçilmiş kişi” hikâyesi gibi değil. Parlayan bir kahraman yok burada. Bedel ödeyen, kirlenen, zor kararlar alan bir kadın var. Köylü diye küçümsenen birinin zekâsıyla, sabrıyla ve hatta şiirle nasıl ayakta kaldığını okumak inanılmaz keyifliydi. Evet, şiir meselesi… Kitabın en özgün taraflarından biri de
Şair İmparatoriçeShen Tao · Athica Yayınları · 202642 okunma
8/10
·162 syf.··
2026 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 12:23
29.04.26 Edit: Kitabın Türkçeye çevrilip basılmasıyla birlikte kütüphanemde bulunmasını istediğim için satın alıp tekrardan okudum. İlk defa okumanın heyecanı yokken bile güzel. İlk defa okurken acaba çok salakça ama ben heyecandan fark etmiyor muyum dediğim zamanlar olmuştu ama değilmiş. Diğer kitapları da hemen elime almak için sabırsızlanıyorum. Neyse ki bizimkinin kapağı bu sıçmıktan çok daha iyi. ... Bu boktan kapaklı kitabı okuduğum için mutluyum. Öncelikle beni reading slumptan çıkardı. Sonra da okumak için sabırsızlanmamı sağladı. İkinci kitabını şu an indirmekle meşgulüm ve hemen başlayacağım. Lana/Victoria'nın başına gelen korkunç olaylar sonucu kimliğini bir yana bırakıp sadece kendi katillerinin seri katili olması tabii ki çok da özgün değil. Hırsız polis misali bir fbi alanına âşık olması tabii ki özgün değil. Ama heyecanlı. Ayrıca Lana çok akıllı. Kendisini sevdim ve beğendim. Yeni katliamlarında başarılar dilerim. Umarım daha kanlı sayfalar okuruz.
Mindf*ck 1: RiskS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026184 okunma
Okuduğum En iyi Bilim Kurgu Kitaplarından Biri
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 03:55
Evet benim için tartışmasız en iyi bilim kurgu kitabı oldu ve daha iyisi gelir mi emin değilim. -Çok farklı, çok orijinal. Yazarın bilimsel konuları bile mizahıyla sıkmadan aktarabilmesine hayranım. -Eğer bilim kurgu seviyorsanız aşağıda yazdıklarımı bile okumadan alıp doğrudan okuyun, hatta kitabın arkasına, açıklamaya dahi bakmayın. Kitap hakkında hiçbir bilginiz olmadan öylece dalın, emin olun pişman olmayacaksınız. Spoiler vermeden, kitabın arkasındaki metin ile kısaca anlatacak olursam: -Güneşimiz Astrofaj denilen mikroskobik bir organizma tarafından hastalanıyor ve dünyanın geleceği bunu durdurmaya bağlı. -Ana karakterimiz de bir fen öğretmeni olan bir bilim insanı. Ve tabii ki Marslı da olduğu gibi uzaya bu felaketi önlemek için gönderiliyor. -Hikayemiz aşağı yukarı bu şekilde başlıyor. @@ Buraya kadar ilginizi çektiyse alın okuyun. Spoiler vermeden devam edeceğim (kitabın arkasında da yazıyor bunlar) ancak ben hiç bir bilgim olmadan okudum ve böylesinin daha keyifli olacağını düşünüyorum. @@ -Kitabın benim için kırılma kısmı karakterimizin uzaylı ile karşılaşması oldu. Hikaye de bunun üzerine şekilleniyor. Astrofaj bizim sonumuz olduğu kadar, bu uzaylının dünyası için de sonun habercisi. -İnsan ve uzaylı bir araya geliyor, dillerini çözüp iletişim kuruyorlar ve dünyalarını kurtarmak adına birlikte çalışmaya başlıyorlar. -Ve buradan sonra kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Türler arasındaki farklar, dil, yaşam tarzları vs. Her şey o kadar ilgi çekici ve mantığa oturtulmuş ki soluksuz okuyorsunuz. -Zaten yazarın Marslı kitabını okuduysanız normalde sıkıcı gelecek bilimsel konuları bile ne kadar ustaca işlediğini ve mizahıyla sıkmadığını biliyorsunuzdur. (Filminden bahsetmiyorum! Filmi kitaba göre berbattı.) E bunun üstüne uzaylı ve insan iş birliğini
Bilim-Kurgu
Kurtuluş ProjesiAndy Weir · İthaki Yayınları · 20251,707 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 13. kitabı
Okuduğum en iyi dark romance kitaplardan biri oldı benim için, yazara ilk defa rastladım ve ilk kitabı olduğunu tahmin ediyorum bu yüzden bana göre yazım dili, kurgusu, karakterleri ve akışı her yönüyle mükemmeldi kitap kendini okutturuyor ama bazı yerlerdeki küfürler bana fazla geldi tamam küfür ediyoruz ama bu karakterler 7/24 küfürsüz konuşamıyormu abi... Kainat hakkında ne kadar manipülatif zeki deselerde bence değildi, zorba ve yanlış kararlar veren biriydi ve ben kitapta çokça kez kainat ile kavga ettim resmen. Kitabın bazı yerleri sırf edit yapılsın diye yazılmış gibiydi ama kendini iyi okutturdu, beğendim.
HarisSanem Özel · Martı Yayınları · 2025106 okunma
Reklam
Reklam