Edmond, bütün servetin kaybettiğin şeyin yanında eksik kalıyor.
Suç işlenir, zaman akıp geçer, suçu işleyenler iyi yerlere gelir ama geçmiş insanın yakasını hiç bırakır mı?
Monte Cristo Kontu severek okuduğum ve her karakter üzerinden kişilik tahlili yapılacak harika bir roman! Romandaki yan karakterler bile olayların gidişatını etkileyebiliyor tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi.
Saf kötüler, çıkarları uğruna kötülük yapanlar, kötülük karşısında sessiz kalanlar, iyiler ve hiçbir kötülüğe aklı ermeyenler…
Çok şey yazılır da büyüsünü bozmak istemiyorum. Bu şaheser bir yıl boşuna beklemiş kütüphanemde.
Ve itiraf etmeliyim ki Edmond Dantès’in mutlu sona ulaşması beni rahatlattı. Eğer roman farklı bitseydi, hayatın adaletsizliğinin kitaba da sirayet ettiğini hissedecek ve buna gerçekten üzülecektim.
Kitabın bu cildinde, Edmond Dantes Rahip Faria'nın bahsettiği hazineye ulaşması ve Monte Cristo adasını satın aldıktan sonra ,adaya gelen Franz ve Albert'le tanışmasını okuyacaksınız, Edmond intikam yeminini gerçekleştirebilmek için Paristen gelen bu iki kişiyle arkadaşlık kurar ve intikam alacağı kişilere daha yakın olmak için bu iki karekter vasıtasıyla Paris'e gider..
Merhaba sevgili okur,
Selçuk Baran okumalarına günlükleriyle devam ediyorum. 1948-1989 yılları arasında yazdığı günlükleri zaman çizgisini koruyarak defterler formunda düzenlenmiş. Yavuz Türk tarafından, yazarın o muhteşem el yazısına, gazete kupürlerine, afiş, bilet ve fotoğraflara yer verilerek hazırlanmış.
Her zaman günlük okurken huzursuz olurum. Kişinin mahremiyetini izinsizce ihlal ediyormuşum gibi hissederim. Neyseki bir yerde “İnşallah birisi defteri okur…” diyor, bu biraz içimi rahatlasa dahi yine de benzer bir hisle okudum.
Henüz 15 yaşındayken yazdığı günlüklerle başlıyor kitap. İlk cümleden anladığım kadarıyla ilk yazma denemeleri de değil. 15 yaşında birisinin bu derece olgun üslubunun olması inanılmaz doğrusu. Yazarın büyüklüğünü gösteriyor. Ayrıca henüz çok gençken bile öylesine her şeyi anlayan, derinden hisseden olgun bir ruhununun olduğunu görmek bana hüzün verdi. Yaşıtları gibi aklı beş karış havada bir genç kız olsa daha mutlu olurdu. Her şeyi anlama lânetine yakalanan talihsizlerden olmuş sevgili Baran. Potansiyelinin farkında ama gerçekleştirememiş insan ızdırabını, bir türlü yakasını bırakmayan melankoli içinde boğulan birisini, aynı zamanda histerik bir genç kız kalbinin heyecanları ve arzularını açık seçik gösteriyor.
Kitabın ilk yarısında, ergenlik buhranlarının en olgun insanda bile tesirinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Küçük genç kız kalbinin her aşkın son ve ölümsüz olduğuna inanışının canlı örneği gibiydi Baran. Kitabın ikinci yarısındaysa onu zaman içinde olgunlaşmış bir kadın olarak görmeye başlıyoruz. Fikirleri ve duyguları olgunlaşırken inancının zayıflaması biraz üzücüydü. Babasını soğuk bir Şubat gününde kaybetmesiyle de daha bir çok açıdan da kendimi ona benzettiğim yerler oldu.
İlerleyen yollarda yazdığı günlüklerde siyasi
Seni hiç unutmayacağım Edmond Dantes en çooook sevdiğim roman karakterlerinden biri de sen oldun iyi ki tanıştım seninle iyi ki… hala okumayan varsa hemen başlayın
Dan Brown, ünlü simgebilim profesörü Robert Langdon’ın maceralarını bu kez insanlığın en kadim, en felsefi ve en çok tartışılan iki sorusunun peşinde, İspanya’nın fütüristik atmosferinde buluşturuyor: "Nereden geldik?" ve "Nereye gidiyoruz?"
Langdon’ın eski öğrencisi, dahi fütürist ve ateist milyarder Edmond Kirsch, dinlerin geleceğini kökten sarsacak ve bu iki soruya bilimsel bir yanıt sunacak büyük keşfini açıklamak üzere Bilbao’daki Guggenheim Müzesi’nde görkemli bir sunum düzenler. Ancak bu sunum trajik bir suikastla yarıda kaldığında, Langdon ve müzenin güzel müdürü Ambra Vidal, Kirsch’in dünyaya ilan etmek istediği o büyük sırrı ve gizli şifreyi çözmek için zamana karşı amansız bir yarışa girişirler.
Yapay zeka teknolojilerinden modern sanata, din-bilim çatışmasından insanlığın geleceğine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi merkezine alan yazar; Barselona’nın Gaudi imzalı ikonik yapılarından kraliyet saraylarının dehlizlerine kadar uzanan, yüksek tempolu ve şifrelerle dolu bir kurgu sunuyor. İnanç ile teknolojinin ebedi savaşını popüler edebiyatın en sürükleyici tonlarıyla harmanlayan, okuru insanlığın kökenine ve varacağı noktaya dair düşündüren teknolojik bir gerilim ve gizem şaheseri.
BaşlangıçDan Brown · Altın Kitaplar · 201726,3bin okunma
Uzun zaman səni unutmayacam əziz Edmond Dantes. Kitab o qədər axıcı yazılıb ki, bir nəfəsə oturub oxumaq istəyirsən amma eyni zamanda kitabın bitməsini istəmirsən.