Çünkü aşk, canlıdır. Onun varlığını bilenler, bir odaya girdiklerinde içindeki insanları birer birer tanıdıkları gibi, onu da hemen tanırlar. Ellerini yüzlerini cisimlerini bilmediğinden yaratıklardan bahsediyorsun sen bazen; aşkın eti budu hepsinden daha soyut, ama hepsinden daha barizdir. Dokunursun, tutamazsın. Yaslanırsın, dayanamazsın. Hep kayıp gitmek gibi,gidip gidip varmış gibi; sabun gibi.
Kalabalık dedikleri şeyin yalnızlık, yalnızlık dediklerininse kalabalık olduğunu hiç fark etmezler. İşte , bu yüzden, kelimelerin ne kadar tehlikeli olduğunu da bilmezler.
Onlar, dedi nihayet, zihinlerinde hep aynı hikayeyle yaşarlar. Ne zaman ardışık birkaç olay yaşansa gözlerinin önünde, başka bir yol bilmediklerinden olsa gerek, aralarındaki ilişkiyi de hep bu hikayeye bağlarlar. Onlar yalnız hikaye bilirler.
Gece ve gündüz birbirinin yardımcısıdır Hünkarım, onlar birbirine zıt değildir. Göster bakalım dünyada hangi şey kötüdür ki onda iyilik olmasın ve hangi şey kötüdür ki onda kötülük bulunmasın? Mesela biri bir kimseyi öldürmek istediği zaman daha başka birtakım kötü işlerke meşgul olursa, dökmek istediği kan dökülmez. Bu işler ne kadar kötü iseler de ölümü önlediği için iyi sayılırlar. Kötülük ve iyilik bir tek şeydir, parçalanamaz. İyilik kötülükten ayrı değildir.