Eda

Eda
@ednrylmz
Geceye ay düşer, aklıma gözlerin..
Bakışların bana ulaştığında elektriğe tutulmuş gibi çarpıldım okşayan ve baştan çıkaran, hem sarıp sarmalayan hem de çırılçıplak bırakan, yıllar önce küçük bir kızın içindeki kadını ve âşığı uyandıran o bakışla baktın bana.
Reklam
Ama sen benim neyimsin ki sen beni asla tanımamış olansın, bir su birikintisinin üzerinden atlar gibi üzerimden geçensin, bir taşa basarcasına üzerime basansın, beni sonsuza dek bekletirken hiç umursamadan yoluna devam edensin.
Hayır, unutmak mümkün değildi, ne kadar unutmak istedimse o kadar unutamadım... Kaç yüz kere, bu mücadele içinde düşünmemek için elime aldığım kitabı bir tarafa fırlatarak, başımı yastığa kapayıp uzun uzun inledim, kaç yüz kere... Nihayet bu mücadelelerden sonra, unutmanın mümkün olmadığını görünce tekrar hatıralar ummanıma kendimi sevk ettim.
Son günlerde biraz unuttum zannetmiştim. Yalan, yüz bin kere yalan. Unutamıyorum ve mutluyum. Hatta unutmak istemiyorum, onun için sızlanmak, aşk için inlemek, feryat etmek bile bir mutluluk...
Alıntı
Zaten hayatımız zandan ibaret değil midir? Dünyada ne hakkında emin olabiliriz ki? Kendimizi sağlıklı zannederiz, bir gün senelerden beri müthiş bir illete tutulmuş olduğumuzu öğreniriz. Mutluyuz zannederiz, mutluluğumuzun rüya olduğunu, aldandığımızı öğreniriz. Geleceğimizi güvende zannederiz, o anda çöküp yok oluruz. Dostlarımızı sadık zannederiz... Velhasıl hep zan, sade zan... Zaten bütün insanlığın hayatı yalnızca zan üzerine kurulu değil midir? İnsanların asırlarca devam eden zanlarla neler çektiğini tarih bize ispat etmez mi?
Reklam