"Böyle mi iyileşeceksin? Yedeğinin yedeğinin yedeğiyle şeylere dokunarak yani? Hem aç, yoksul ve incitilmiş insanlara, hem de sokakları arşınlayan mutlu perilere mi bölüneceksin aynı anda?"
"Şimdi bakıyorum da ağlayamıyorsun bile. Bilmediğin bir gözyaşı dökmeye direniyorsun. Yaşamak hissetmektir.... Parlak bir düşünce tabii. Kalabalıklara nüfuz etmek için yeterinde özlü, yeterince hafif. Hisler düşünceyi tetiklemediğinde hissedilmiş olanı hissetmekten başka elden bir şey gelmiyor. Yarın ölü uyanmayacak olsan da, ertesi gün, daha ertesi gün, şu anki hissinin yarattığı yıkıcı yavanlığa alışarak yeniden ölgünleşeceksin. Tam da böyle bir ihtimal varken güzel gözlüm, şu anki varlığının cesedi olmaya birkaç gün kala yalvarıyorum ağla. Acıyı hissederken bilincini uyandıran o düşünce anını bari şimdi bırakma."