"Dolayısıyla insanlar ve kocaman ağır şeyler yürüyüp gittiklerinde değişmezler. sadece ayakları çamurlanmış olur, bense değişirim. Ben hâlâ buradayımdır ve hâlâ çamurumdur, ama üstümde bir sürü ayak izi ve derin, çok derin delikler, başka izler ve değişiklikler vardır. Değişmişimdir."
"Her eylemin altında, günlük hayatın altında acının yattığını daha önce hiç fark etmemişti, sakin ama mahvetmeye hazır bir acıydı; bütün eylemlerin kıyılarında kıvrılarak yükselen, erkeklerin ve kadınların hayatlarını yiyip bitiren bir yangınmış gibi ıstırabı görebiliyordu sanki."
"İşte tuhaf olan buydu, insanın nereye gittiğini ya da ne istediğini bilmemesi ve körlemesine izlemesiydi, gizlice acılar çekerek, hep hazırlıksız ve şaşkın durumda ve hiçbir şey bilmeden; ama bir şey ötekine götürüyordu ve azar azar hiçlikten bir şey doğmuştu, sonunda insan bu sükunete, bu sessizliğe, bu kesinliğe ulaşıyordu,insanların yaşamak dedikleri de işte bu süreçti."