Halinin kelimesini bulamadı, ancak benzetmelerle yetindi. Onlarla devam etti.
Bir büyük boşlukta bir çığlık kopmuş gibi. Çığlığı atan görünürde yokmuş da, ses hâlâ çınlayarak devam ediyormuş gibi.
Bir uçurumdan düşerken kolundan yakalayan el uçurumun kendisine dönüşmüş gibi.
Bir uçurumdan düşüp öylece hareketsiz kalmış gibi.
Dünya aniden bitmiş, bundan sonrası ölüm gibi.
Ölmedi. Bundan sonrasını da yaşadı.
Bundan sonrası?
Taşıdı. Taşıdıkça ağırlaştı.
"Mesela insan dünyadaki yerinden emin değilse, kaybolmuşsa, yaşamın ve toplumun yapılarına akıl erdiremiyorsa bir yasa konulmalı. Yalan söylemek serbest olmalı mesela. Yaşamın anlamı yitirildiğinde, acil yalan yasası."