Yunus'un bir tarikatı, cemaati, vakfı, sivil toplum örgütü, derneği olmadı. Sadece şiiri vardı. Onun vurduğu "tamga", aynı zamanda, "şiirle ne yapılır ve tarikatla ne yapılamaz" sorusunun da ebedî cevabıdır.
Şairine sirayet etmemiş hiçbir cesaret şiire sinmez. Sanatçının yüreğinde yer etmemiş hiçbir haykırış eserde duyulmaz. Bu yüzden çileli ve alçakgönüllü Akif'in "İstiklal Marşı” çok büyük ve bu yüzden mağrur ve saldırgan Necip Fazıl'ın "Büyük Doğu Marşı" acınacak kadar küçüktür.