karanlık bir arzuyla yüreğindeki her şeyi hayatın tüm tatlılığının ve kutsallığının olduğu bir kaseye bırakır gibi yoğun bir sözcük sağanağına bırakmıştı
bizler tanrının birer sureti değil miyiz ve en mükemmelini tasvir edebilmek için görünmeyenin soluk bir kopyası olsa da mükemmele en yakınını resmetmemiz gerekmez mi?
hayatımız bizi bir araya getiren ya da ayıran dış olaylardan daha derin bir akışa sahiptir;hayatın derin büyüsü sadece duygulara ulaşabilir biz onu yönettiğimize inansak da duyulara ya da kadere hükmedemeyiz