Hiçbir hayvan iki ayak üstünde yürümüyordu. Hiçbir hayvan, hiçbir hayvanın "efendi"si değildi. Bütün hayvanlar eşitti. Ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir..
Dünyada her şey yanlıştı.
Yanlış insanlar hapiste ve yanlış insanlar dışarıdaydı. Yanlış insanlar güce sahip ve yanlış insanlar güçsüzdu. Her şey tersyüz edilmiş durumdaydı.
Her şeyi zenginlikleriyle yönetenler vardı, düşüncesiz, bencil, sorumsuz, umursamaz, merhametsiz ama zengin olanlar. Sadece zenginliğin kamuflajında daha haklı ve daha saygınlardı. Paranın amaç olduğu hayatlarının deneyiminde kaybolmuş karar verici lerdi bunlar. Başkasının yaşamı üzerine karar verecek güçte ve idealsizliktelerdi. Manipülatörler. Onlara kim izin veriyordu! Bu insanların dünyayı yönetmesine kim izin veriyordu diye düşündü simsiyah sudan yüzeye çıkmış ölü bir balığa bakarken.
Copernicus değil miydi Dünya'nın, evrenin merkezinde olmadığını, Güneş'in etrafında döndüğünü söylediği için öldürülen? Ve ondan yüzyıllar sonra bu bilgiyi inkâr etmediği için zehirle kör edilen Galileo değil miydi?
"Kendiniz için kullandığınız 'insan' kelimesinin tarihinizde, en eski uygarlıktaki kökenini biliyor musun?" dediğinde Numi, bil miyordu Fredrick. Hiç merak etmemişti. Öylece baktı Numi'ye Numi devam etti: "Medeniyetinizin başladığı en eski kara parçasındaki ilk uygarlıklarda 'nisyan' kelimesinden türemiş insan kelimesi. Arapça, Farsça, Süryanice, İbranice ve geri kalan tüm Sami dillerinde, ki bunlar ilk dillerdir, aynı şekilde kullanılmış Unutan, hatırlamayan demek. Bizim Aeden'de kullandığımız dil de ise 'insan' kelimesi öğrenen, gelişen demek. Kullandığımı ke lime ses olarak aynı olabilir ama yüklediğimiz anlamlar çok farklı. Insanlığımızın anlamları farklı Fredrick. Eger biz insansak sizler ancak insansısınız."