Bazı kitaplar olaylarla değil, hissettirdikleriyle akılda kalıyor. Ateşböceği Yolu da tam olarak böyle bir kitap. Kristin Hannah bu romanda sadece iki yakın arkadaşın hikayesini anlatmıyor; büyümenin, değişmenin, kırılmanın ve yıllar geçse bile birine bağlı kalmanın ne kadar zor olduğunu anlatıyor.
Kitabın merkezinde Tully ve Kate var. Birbirlerinden tamamen farklı iki karakter… Tully dışarıdan bakıldığında güçlü, başarılı ve dikkat çekici biri. Kate ise daha sakin, geri planda kalmayı seçen bir karakter. Ama roman ilerledikçe aslında ikisinin de kendi eksiklikleriyle savaştığını görüyorsunuz. Bu yüzden karakterler gerçek hissettiriyor. Kusurlular, zaman zaman bencil davranıyorlar, yanlış kararlar veriyorlar ama tam da bu nedenle insan onlarla bağ kurabiliyor.
Özellikle yıllara yayılan dostlukların insanı nasıl değiştirdiğini çok iyi hissettiriyor. Bazen bir arkadaşın hayatındaki yeri aileden bile daha büyük olabilir; kitap bunu oldukça etkileyici şekilde işlemiş.
Kristin Hannah’ın dili çok akıcı. Sayfa sayısı fazla görünse de okurken yormuyor. Özellikle karakterlerin hayatlarının farklı dönemlerini okumak kitabı daha gerçekçi hale getiriyor. Okurken sanki kitabı yaşıyormuş gibi hissettim.
Genel olarak Ateşböceği Yolu, sadece arkadaşlık üzerine değil; kadın olmak, sevilmek istemek, kariyer baskısı, annelik ve yalnızlık üzerine de güçlü bir roman. Duygusal yoğunluğu yüksek, karakter odaklı kitapları seviyorsanız mutlaka okumalısınız…
Bazı kısımların gereksiz uzatıldığını ve tekrar ettiğini düşünüyorum. Bunlar olmasa daha yüksek puan verebilirdim Puanım 8/10.